|
|||||||
| A-B-C-Ç Başlıklarına göre sıralanmış şiirler |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#81 |
![]() ![]() |
Konuşma
O dedi ki: Bir gün bana gönül verdin "Aşktır benim mayam" derdin Sonsuz bir hisle severdin Aklında mı? Ben dedim ki: Aşktan yana, histen yana Gayri sual sorma bana Belki dün bilirdim ama Unutmuşum! O dedi ki: Yüreğime ektin bir köz Yaralarım oldu göz göz Yemin edip verdiğin söz Aklında mı? Ben dedim ki: Yanan yakar iyi bil ki Ben de yaralıyım belki Unutmak ayıp değil ki Unutmuşum! O dedi ki: Yalan söylemezdin yani Unutmam derdin sen beni Sormak suç olmasın yani Aklında mı? Ben dedim ki: Hangi yalan, hangi gerçek? Meyvesini yedi çiçek Soru sorma, cevabım tek; Unutmuşum! O dedi ki: Mühürledin dudaklarım Düğümün kalpte saklarım Mektup yazan parmakların Aklında mı? Ben dedim ki: Ne mühür kaldı, ne senet Er-geç kopar çürük kenet Uçmuş akıl denen meret Unutmuşum! O dedi ki: Beni, benden almıştın da Çokla sen ben olmuştun ya Gerçek sevgi, yalan dünya Aklında mı? Ben dedim ki: Vazgeç gayri iş yok bende Yitirmişim seni, sende Kimin nesisin, adın ne? Unutmuşum! Ve bilenler dediler ki: Aşk da, söz de yalan imiş Akıl işi değil bu iş Ve sonra hatırladık ki Sevenler hep boşa sevmiş... |
|
|
|
|
|
#82 |
![]() ![]() |
Köroğlu'na Dair
Benden selâm olsun Koç Köroğlu’na, Şimdi devir başka, zaman değişti. Karga konar kır atların beline, Arpa bulunmuyor, saman değişti. Gayri ne Kenan var, ne Demircioğlu, Tarihe karıştı, Ayvaz’la Hoylu, Herkes Bolu Beyi, her taraf Bolu, Yiğitlik kalmadı, insan değişti. Sır tutmuyor suya giden testiler, Kılınçları müzelere astılar, Çamlıbel’in çamlarını kestiler, Dağlar çıplak kaldı, orman değişti. Kale yoktur, ok atılmaz burçlardan, İnsanoğlu yüksek uçar kuşlardan, Boz tavşanlar haraç alır kurtlardan, Erlik başkalaştı, meydan değişti. Kervan geçmez, uçurdular hanları, Hile satar asrın bezirgânları, Banka kurup biriktirdik kanları, Dertler yenilendi, derman değişti. Tad bozuldu, küp kokutur turşular, Haydutlara yatak oldu çarşılar, Şişkin cüzdan bin belâyı karşılar, Boynuzlar göz oldu, kalkan değişti. |
|
|
|
|
|
#83 |
![]() ![]() |
Maya
"Sılaya dön" diye mektubun geldi; Sılayı sılada yitirdim anam. Biten takvimlere sattım gençliği, Uykuyu rüyada yitirdim anam. Özü bulmak için indim derine; Geç değdi ellerim dost ellerine. Salınca gönlümü mahşer yerine, Dünyayı dünyada yitirdim anam. Öteyi ötede, burayı burda, Güneşin nurunu bir başka nurda, İsa’yı çarmıhta, Musa’yı Tur’da, Adem’i Havva’da yitirdim anam. Kapattım kapımı "of" ile ah’a, Açtım penceremi sonsuz sabaha... Ağrımı, sızımı sorma bir daha, Onları orada yitirdim anam. Bu hiç, o herşeyden verince müjde, Silindi hayâller kalmadı gözde. Aşkım çiçek açtı yandığım közde, Aklımı, sevdada yitirdim anam. Ölçtüm ve düşündüm inceden ince; Sıyrıldı kılıftan "son" ile "önce" Mânâlar zihnimde şekillenince, Ben beni aynada yitirdim anam. Önce kökü dalda, dalı çiçekte; Çiçeği meyvede, meyveyi renkte; Var olan herşeyi bir çekirdekte, Onu da Mevla’da yitirdim anam |
|
|
|
|
|
#84 |
![]() ![]() |
Misilleme
''İki kere iki dört'' ediyorsa, Ben de seni seviyorum, darılma Bir de ''Her gecenin sabahı var'' sa Ben de seni seviyorum, darılma Demişler ki, ''Çivi, çiviyi söker'' Her eşek çamura bir defa çöker Madem ''Kar üşütür, ateş te yakar'' Ben de seni seviyorum, darılma ''Her yokuşun bir inişi olur'' sa, ''Aka aka, su çukuru bulur'' sa, İnsan doğar, yaşar, sonra ölürse, Ben de seni seviyorum, darılma Durup dinlenmeden akarsa pınar, Her yıl kıştan sonra gelirse bahar, Balıkların suyu sevdiği kadar Ben de seni seviyorum, darılma Dikkat eyle geçmiyorum sırayı; Bozar ise kader bozsun arayı Aç ekmeği sever, fakir parayı... Ben de seni seviyorum, darılma |
|
|
|
|
|
#85 |
![]() ![]() |
Noktada Zaman
Gönül kurşun yemiş yaralı ceylan Döndüğü noktadan bin yıl uzakta Yürek ateş düşmüş kuru bir harman Yandığı noktadan bin yıl uzakta Ne nişan bozulur, ne düşer tetik Zaman kanlı tezgah, acılar mekik Umut yavrusun yitiren keklik Konduğu noktadan bin yıl uzakta Şans ne ki? Bir doğar, ölür bin kere En güzel arzular kalır mahşere Sevginin meyvesi dalından İndiği noktadan bin yıl uzakta Çıkar oyunbazlar ikbal katına Tepeler dağları alır altına Dostluk sürücüsü vefa atına Bindiği noktadan bin yıl uzakta Esasta her canlı mutlak bir ceset Dünyamız soluyan ufak bir ceset Evren teneşirde çıplak bir ceset Yunduğu noktadan bin yıl uzakta |
|
|
|
|
|
#86 |
![]() ![]() |
Nöbetçinin Vukuatı
Yüzbaşım, garajda nöbet tutarken Hatırıma sıla düştü bu gece Güngören'in horozları öterken Gönül kalktı yola düştü bu gece İçinde dışında yoktur yalanı Anlatayım dur başıma geleni Bir yar için düşüncemin olanı Sapanca'da göle düştü bu gece Bozhöyük'e vardım Güllü kadına Fal açtırdım Ülker'imin adına Gelin olmuş bak şu işin tadına Bizim kısmet ele düştü bu gece Kırk yıl geçse unutamam bu günü Olmuş bitmiş sevdiğimin düğünü Hep çözülmüş sırrımızın düğümü Maceramız dile düştü bu gece Kalbime ateşten vurdular yama Perişan bir halde döndüm kıtama Karakoç bildiğin KARAKOÇ ama, Bilmediğin hale düştü bu gece |
|
|
|
|
|
#87 |
![]() ![]() |
Oy Anadolu
Seni çok sevenler(?) çok örseledi Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Açların çalıştı, tokların yedi Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Yanan hep sen oldun, yakılan sensin Ruhuna çiviler çakılan sensin Şekilden şekile sokulan sensin Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Sınırlar çizildi rüyalarına Yasaklar konuldu dualarına Hangi sesler hâkim semalarına Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Ahlat’ın, Afşin’in, Söğüt’ün mahzun Evladın, âşıkın, yiğitin mahzun Tebessümün mahzun, ağıtın mahzun Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Metrûk manastırlar ihya olmakta Hüzün, camilere mahya olmakta Yadlar başımıza kâhya olmakta Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Üzerinden hak, adalet silindi Hayâ zırhı delik delik delindi Bu zelil duruma nasıl gelindi?! Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Dün şehit kanıyla sulanan sensin Bugün alkollere belenen sensin Düşmandan sadaka dilenen sensin Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Şehit torununa "sen sus" diyorlar "Vatan sevmek bize mahsus" diyorlar Her taraf toz-duman, kâbus diyorlar Oy güzel vatanım, oy Anadolu... Hariçten gelenler köprüyü tutmuş Dost, karşı kıyıda, seni unutmuş Hınzır yeller yaprakların kurutmuş Oy güzel vatanım, oy Anadolu... |
|
|
|
|
|
#89 |
![]() ![]() |
Postacı
Eylen bir haber ver, acele gitme Sevgilimden mektup var mı postacı? Yok deyip de beni perişan etme Sevgilimden mektup var mı postacı? Tel çekmiştim giden ayın üçüne Cevap gelmez korku düştü içime Karıştır çantayı bir bak içine Sevgilimden mektup var mı postacı? Uykumu dağıtan korkulu düşler Gün biten her gece yeniden başlar Ber evet dünyayı bana bağışlar Sevgilimden mektup var mı postacı? Hiç haber çıkmadı on pazar Beklerim saatler yıl kara uzar Zarfının üstünde KARAKOÇ yazar Sevgilimden bir haber var mı postacı? |
|
|
|
|
|
#90 |
![]() ![]() |
Saç Meselesi
Karlı dağlar gibi dik durur başı, Bahar bulutuna benzer saçları. Ayrı bir konudur kirpiği kaşı, Yaralar bağrımı ezer saçları. Kaç gönül takılı kalmış telinde, Dalgalanır omuzunda, belinde. Bazen ak gerdanda, bazen alında, Yayladan yaylaya gezer saçları. Yanakları çiçek açmış nar gibi, Gözleri çağşaklı bir pınar gibi, Göğsü mor sırtlara yağan kar gibi, İlla hepsinden güzel saçları. Bağlar ki esen yel atmasın diye, Görenler itiraz etmesin diye, Kimsenin gözüne batmasın diye Akşamdan akşama çözer saçları. |
|
|
|
![]() |
| Tags: abdurrahim, karakoc, siirleri |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| abdurrahim, karakoc, siirleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|