|
|||||||
| A-B-C-Ç Başlıklarına göre sıralanmış şiirler |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 |
![]() ![]() |
SENİ SEVİYORUM DEMEK İSTERDİM
seni seviyorum demek isterdim ölesiye bir duyguyla, taparcasına dil dökmek ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim seni sarmak isterdim sonsuzlukla delicesine sevmek bir sarhoş gibi adını sayıklamak ve bağırarak kollarında ölmek isterdim gülüm... |
|
|
|
|
|
#22 |
![]() ![]() |
ŞEHRİ GEZERKEN
Ya Üç şerefeli, ya Eski Cami, Ya Sultan Selim, ya Sultan Süleyman, Geziyorum burda sabahtan beri, Sürüklüyor beni tarih ve zaman. Boş sokaklar, hüzün, vehim, heyecan... Sanki her şey birden unuttu beni; Asesler geliyor işte arkamdan, Kovalıyor beni bir yeniçeri. Kaçıyorum, şurda ulu bir çınar, Ötede yolumu kesen bir konak; Ne tarafa gitsem beni kovalar, Ucu topuğuma değen bir mızrak. Nereye yönelsem, kime sığınsam Kafesler örülü, kapılar kilitli. Bir mescit, önünde yaşlı bir imam, Kapıyı çekince o da seğirtti. Şurası bir terzi, şurası berber, Şurası bir fırın, şurası kapan. Bu kadar ahali nereye gider? Nerede saklanır bu kadar insan? Şurası havuzlu kahvehaneydi, Burada sohbetler, sazlar olurdu. Buraya gelince dizim kesildi, Ben durdum, arkamda bir ayak durdu. O zaman öğrendim: Meğerse Hünkar Gelirken, görmeye çıkmış Edirne; Şehri gözetleyen karakulluklar, Arkamdan soruyor: �Burda işin ne? � Yavaşça arkama döndüm o zaman, Omuzumda gördüm bir bildik eli. Ansızın silkindim derin hulyadan, Ben, tarihte eski bir Edirneli. |
|
|
|
|
|
#23 |
![]() ![]() |
TABİAT ODAM
Severim kırlarda ben yaşamayı, On iki ayı. Severim kırların yeşil göğsünü, Bütün süsünü. İstemem başımın üzerinde dam, Tabiat odam. İstemem topraktan başka bir yatak, Kehkeşanlar tak. Kuşlardan savrulan bir incecik tüy, Üstümde örtü. Ve aydan kırpılan bütün yıldızlar, Rüyamda kızlar. Her sabah neşeyle uyanan bir eş, Koynumda güneş. Dallarda ötüşen kuşlar kabilem, Bilmezler elem. Ağlarsak bizimle beraber olur, Hemşirem yağmur. Sızlarsak bizimle beraber sızlar, Kardeşim rüzgâr. İsteyen toplasın binlerce arşın, Karlardan kışın. Mutlaka öptürür bağlarda temmuz, Çıplak bir omuz. Severim kırlarda ben yaşamayı, On iki ayı. Severim kırların yeşil göğsünü, Bütün süsünü. Ölürsem istemem ne yas, ne kefen, Ne başka bir fen. Üstümden kalkmasın çimen, çiy, yosun, Ruhum uyusun. |
|
|
|
|
|
#25 |
![]() ![]() |
TOPRAK İŞÇİSİNE
Sen omuzunda yorgan, elinde torban, Sen mevsim işçisi, büyük gezginci,, doğduğundan beri sen, anan, baban, Orakçı, çapacı, ırgat, ekinci, Sen, anan ve baban... Siz topraksızlar, Sizi ben tanırım uzun yollardan. Size en yığın yığın büyük yalnızlar, Sizi de yaratmış bizi yaradan. Ekip biçtiğiniz toprak sizindir, Sizindir zorluğu, derdi, mihneti. Sizin çektiğiniz derde dar gelir, Tanrının ambarı olsa cenneti. Ve cennet, dünyanın kurulduğundan Beridir Tanrı�nın düşüncesidir. Sen sabrını yere çaldığın zaman Bu güzel hulyadan Tanrı ürperir. Siz ey yığın yığın büyük yalnızlar, Sizi de yaratmış bizi yaradan. Ey mevsim işçisi, ey topraksızlar, Sizin toprağınız size bu vatan. |
|
|
|
|
|
#26 |
![]() ![]() |
VADİ
Bir çıplak yamacın altında dere, Yollardan gelinir şırıltısına Ne söylüyor bilmem bu söğütlere? Dalmışlar suların akıntısına. Ufukta dalları kızıl bir orman, Bürüyor yolların üstünü duman, Benziyor değneğe yaslanan çoban, Bir eski heykelin karaltısına. Bir kanlı cenk teri olan bu vadi, Bulanır ıssızlık içinde şimdi, Dalmıştır yıllardan beri ebedi Akseden bir mızrak şakırtısına. |
|
|
|