![]() |
|
|
|||||||
| Duyurular: Yeni Tasarım Yayında..! |
| A-B-C-Ç Başlıklarına göre sıralanmış şiirler |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Değmez Mi
Yokluğunu çalıyor içimdeki orkestra, Kaslarım yanmış gibi durmadan büzülüyor. Kimi görsem yollarda benim gibi umarsız Kayıtsız kaldığım an yüreğim üzülüyor. Kozasının içinde bunalan kelebeğim Canânın dünyasında perçemler düzülüyor. Ülkemin toprağına yâr kadem bastığında Sular hep çıldırıyor,buzullar çözülüyor. Mavi bir gülücüğün on çeşit yorumu var Sanki hergün batımı kızıl nar eziliyor. Yârin hayali bana bir pençe vurup geçti, Hâlâ güneşe doğru kartalca süzülüyor. Ayrılık acısını bir ah’la içe çektim, Sandım ki haritası göklerde çiziliyor. KARAKOÇ bir maraldan vurgun yemiş,değmez mi? Nevbaharın gelişi son kıştan seziliyor. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İnsaf Yok Mudur
Ne topalım,ne sağırım,ne körüm, Tetik kadar hassas,kuşça özgürüm. Vaktaki gönlümü kaptırdım sana Ne bakarım,ne giderim yabana. Ey gönlümü kapan çelet mıknatıs, Gözlerim kamaştı az ışığı kıs! Yürü dersen dağ-taş demez yürürüm; Ölümümü gözlerinde görürüm. Kara biter,yol dayanır denize, Hâlâ ulaşmak zor sendeki gize. Âşıkım,sabrım kıt ve de yorgunum, Sana giden yolun hepsi uçurum. “Küstüm” lerin damar damar bar tuttu; sen sustukça geçitleri kar tuttu. O kadar mı büyük suçum,kusurum? Bildiğin neyse de,ben bilmiyorum. Senin sözlüğünde hiç af yok mudur; Sende sevgi,sende insaf yok mudur? Kırdın aşk atımın ön ayağını; Kararttın tarihin altın çağını… |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kardeşçe
Aşk deyince duman çöker gözlere Vuslat sana,hasret bana gülümser Ruhum pervazlanır nebülözlere Ay sulara,toprak cana gülümser Her gece dolaşık düşler görürüm Gölgemi gittiğim yere sürürüm Her sabah duyduğum sese yürürüm Dil ehline,göz civâna gülümser Ha gayret de bıçkın gönül ha gayret Yüksel gök katına,arz’ı seyran et Sırt sırtadır dünya ile ahiret Zemin berkse hep tavana gülümser Ses atları alışınca eyere Süvariler hazır demek sefere Önde giden artta gelen nefere Aras nehri Nahçivan’a gülümser Ağrı göğe bakar,Kars’sa Iğdır’a, Rüzgâr bulut toplar yağmur yağdıra Dağlar da,kentler de hep sıra sıra Erzurum’sa Erzincan’a gülümser Yiğitler kadaya karşı duranda Rüzgârlar uğuldar ulu Turan’da Ay’ın şavkı yüreklere vuranda Yüce dağlar âsümâna gülümser |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Acelem Var!
Yarına hükmüm geçmez, heybemde azığım yok Ecel pusuda bekler ve benim acelem var. Karanlığın çiğ sesi kalkansız karşılanmaz Çırpınır tutunacak dalı olmayan kuşlar Benim de acelem var! ... Yırtık bir paraşütle gökten atlamak olmaz Toprak kucak açsa da düşmeden donar kanın. Mum eriyip bitiyor, zaman deli bir rüzgâr Son nefes ki takvimde hasatı ölü bir yaz Ve benim acelem var! ... Bir bineğim olsun ki rüzgârdan hızlı uçsun Yeri göğe bağlasın som tevhid urganıyla. Üstüme kar yağarken içimden tepsin bahar Dost gönlümü ısıtsın yıldızlı yorganıyla Benim ki acelem var! ... Aynayı ayna yapan ışık ile gören göz Tara kâküllerini çökmeden karanlıklar. Kuş kafesten uçanda dövünmek neye yarar Bir kez orman yanmasın neye yarar kül ve köz Bundan ki acelem var! ... Şeytanı karıştırma, hep sağlam pusat kuşan “Biraz daha! ” diyenin avını uyku taşlar. Yörük atlar aksamaz besmele göynüğünde Son dergâhta yavaşlar Ve benim acelem var! ... Yarın için tapum yok, Hakk’tan gayri kapım yok! Hamurum mayalandı ve benim acelem var! ... Her şiirde ruhumu ateşlere veririm Bir yandan balım akar, bir yandan torçum akar Yüzü ak gitmek için bu günden acelem var! ... Bahaeddin KARAKOÇ (Ay Şafağı Çok Çiçek –Beyan Yay. İstanbul / 1998) |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ağır Geliyor
Yaralı kuşumun kanadı Dallara ağır geliyor. Yere bassa ayağını Yollara ağır geliyor. Uzaktan gider bulutlar, Çiçekken kurur umutlar, Suna beklemek her bahar Göllere ağır geliyor. Nâçar, vurgun gönlüm nâçar, Kurt kovalar, ceylan kaçar, Ufuklar bir konar göçer Çöllere ağır geliyor. Yolcu yeler yeler yetmez, Derdi olmayan kuş ötmez, Hayattan şikâyet bitmez Kullara ağır geliyor. Vakti tırnakla kaşımak, Kızıl alevde üşümek, Yorgunlukları taşımak Sallara ağır geliyor. Sevda bana vurdu geçti, Kıran geldi, kırdı geçti, Desem ki ısırdı geçti Yıllara ağır geliyor… Bahaeddin KARAKOÇ (Leyl ü Nehar Aşk – TDV. Yay. Ankara / 1977) |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ak Ellerim
Beş vakte yeşeren kutsal orman Yaprak yaprak ellerim Yapışmış aşk atının gök yelesine Pamuk sularında ak-pâk ellerim… Öylesine insan ve Müslüman ki Öylesine dost, öylesine can ki Ve öylesine yakın ki Allah’a, adak ellerim… Her sabah kaktığımda turfanda İki esrik ak kuğudur abdest sularında Kelle sökmeye başlar iman tarlamda Başak başak ellerim… Yalan yok, korku yok, kin yok Döküldü dünyanın ham cümbüşüne Sonsuza kol atmanın düşleri Bayrak bayrak ellerim… Anaç keklik gibi kızgın yatanda Yüreğimin üstüne üstüne Besmele göynüğüdür Kur’ân tutanda Sanki tutmaz öper, dudak ellerim… Beş vakte yeşeren kutsal orman Dal budak yaprak ellerim Vığıl vığıl ışıklarla konuşur Cümle kötülükten uzak ellerim… Bahaeddin KARAKOÇ (Ay Şafağı Çok Çiçek- Beyan Yay. İstanbul / 1998) |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Akşam Olur
Akşam olur mesafeler daralır Yollar kilitlenir, sesler aydınlık Bir rüzgâr eser ki türküyle ıslık Dağlar geçit vermez yolcuya Burası Anadolu'dur Mektup yaz Gün doğar, gün batar balam Sen uzaksın Sen uzaksın, gönül ister Ağlar da avutulmaz Akşam olur dağlar göbeğime oturur, İp boğazıma... sesim çıkmaz Karanlıklar katleder kanım akmaz Derim, şimdi biri kapımı vurur Vurmaz Burası Anadolu'dur Sen uzaksın Sen uzaksın, gönül ister Ağlar da avutulmaz Yıldızlar kınalı keklikler gibi suya iner Korkarım ürkütmekten Zayıfım, gidecek yeri bilmem Saçların, gözlerin davet eder Durulmaz Burası Anadolu'dur Zaman yorulur gönül yorulmaz Ama sen Sen uzaksın Sen uzaksın balam, gönül özler Beklerim, beklerim sabah olmaz. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Akşama Gazel
Güneş çekip gidince gökten döküldü akşam Lâmbalar göz kırparken bir kara güldü akşam Sofrasında türkü var,hüzün var karanlığın Günün yorgunluğuyla kömürdü,küldü akşam Gözlerini kapatmış kuşlar tüneklerinde Benimse gözlerimde bir kızıl tüldü akşam Balkonda resimlerken bu seneki eylülü İçimdeki mezara sanki gömüldü akşam Yıldızlara bakarken orda göz göze geldik İhanete uğramış dertli gönüldü akşam Gadanı karşılarım,benimle konuş,dedim Eğreti dikiş gibi tel tel söküldü akşam Çağlayanda sıçrarken saçları alev almış Aşkını hecelerken sustu,çekildi akşam Ömrü geceye akan akşamı yağmur öptü, Sanki dalgalı bir saç,altın kâküldü akşam |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alaca Karanlığında Aşk Yokuşunun
Bulutlar dağlarda örgütleniyor Yırtılan göklerin gazabından korkuyorum. Zaman çentik çentik tükeniyor Çaresizliğin azabından korkuyorum. Yârin adıyla ıslatıyorum dudaklarımı Yüreğimde renk renk çiçekler açıyor. Bir yâr ki yüzünü saklar haramdan Süzülür prizmamdan al, yeşil, mor. Cuma günleri gibi en uzun yağmur saçlı Hasret kokar, sıla kokar, sevgi kokar. Kabımla kapçığımla ülfeti yoktur Bakınca daima özüme bakar. Bir çakır doğandır aşkın sıtması Geyikler koşuşur damarlarımda. Körelmiş tırnaklarını rüzgârla sivriltir dağlar Biraz daha viranız her yitik baharda. Bulutlar dağlarda örgütleniyor Dağlardan, çığlardan, sellerden korkuyorum. Ölü denizlere hicreti anlatmak zor Aldığını vermeyen yıllardan korkuyorum. En arkalarda kalmış topal bir bulut Vadimizin üzerinden seke seke geçip gitti. Çengelsiz bir türküyle seslendim arkasından Filim oracıkta bitti… Bahaeddin KARAKOÇ (Leyl ü Nehar Aşk –Türkiye Diy. Vak. Yay. ANKARA / 1977) |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Anadolu Türkçesiyle Bir Ulu Çınar Konuştu
Görkemli geçmişime nice yasaklar koyup, Bizden görünenler kesti benim en gür dallarımı. Dört duvar ortasında acıdan anıt yüzüm; Ben eskiden böyle kuru bir ağaç değildim! ... Yokluk kılıç kuşanamazdı benim toprağımda, Tuttuğum altın olurdu ellerimde çil çil Ve her selâmım bir ülkeyi beslerdi tekmil; Gözüm tok, gönlüm tok, hiç aç değildim. Sipahiler uçururdum seferlerden seferlere, Demezlerdi Asya neresi, Avrupa nere? İnsanlığı benden öğrenirdi palazlanan her kefere; Şimdiki gibi Batı’ya muhtaç değildim! ... Elçiler yığılırlar, yüz sürerlerdi eşiğime, Ufuklar açılırdı, sesime, ışığıma. Besmeleyle su verilmiş bir çelik kılıçtım ben; Teneke değildim, saç değildim! ... Tuna, Sakarya kadar Türk’tü; Fırat kadar Türk; Kılıç tutan iki kolumdu Kırım’la, Kerkük! Kestiler, acıdan sarhoşum şimdi kör-kütük; Kendi derdime bile ilaç değilim! ... Estergon Kalesi bre aman su başı durak, Git bulut üstümden, git de Vardar Ovası’na bak! Ne aşklar yaşamıştır orda yürek; Hilâldim her yerde, hiç haç değildim! ... Dün er gibi savaşırlardı başı örtülü kızlarımız, Bu gün cıscıbıllar, şimdi hepsi birer yalancı yıldız. Ne ezgiler bizim ezgimiz, ne ağızlar bizim ağzımız; Has ekmektim, baldım, bulamaç değildim! … Düşmüşüm çemberine ateşin, yağmurun, karın Kokularıyla yaşıyorum şimdi o eski baharların. Sür git önüme çıkan haçlı akbabaların; Önlerinden kaçacak keklik, turaç değildim! ... Baş benim başımdı, eller benim ellerimdi Çağlara hükmeden medeniyetimin mayası adaletti, dindi. Pis uğurlar yüzünden toprağımın bereketi tükendi; Ben eskiden böyle yoz-kıraç değildim! ... Şimdi garip çocuklarım yaban ellerinde iş ararlar, Kiliselerin gölgelerinde ezik ve sürgün yaşarlar. El uşaklarıysa her gün bir kökümü daha koparırlar; Eyvah ki eyvah, ben eskiden böyle dalaç değildim! ... Bahaeddin KARAKOÇ (İlkyazda – Haziran 1984) |
|
|
|
![]() |
| Tags: bahattin, karakoc, siirleri |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bahattin, karakoc, siirleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|