![]() |
|
|
|||||||
| Duyurular: Yeni Tasarım Yayında..! |
| A-B-C-Ç Başlıklarına göre sıralanmış şiirler |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ateş Olan Sözleri Yine Söylettin Bana
Hayat bir bıçak sırtı yanarken gök ekinler Tonlarca ağırlıkta çelikten silindirler Buruşukluk bırakmaz,ütüler gökyüzünü Kirpi kulaklı toprak yağmur sesini dinler Söylerse yürek söyler sözlerin en düzünü Umudun memesine bir dokunsun dudağın Sular kabarcıklanır,ateşi çıkar dağın Şimşek parıltıları ufuklarda kol gezer Bu nasıl bir sevda ki kurur dilin damağın Her kuş senin resmini kendi gönlüne çizer Kime sorsam diyor ki,yitiğini kendin bul Düşsüz-duvarsız kaldım,öteler uğul uğul Bilmem nasıl kapanır aradaki uçurum Gözlerimde gezinir yol şaşmış bir karadul Tütsüle toprağımı benim ince yağmurum Çadırımın üstüne tıpır tıpır düştükçe Yer-gök çiçeğe durur çocuklar gülüştükçe Yalnızlığı unutur,içimde çoğalırım En acılı aşklar da bal olur bölüştükçe Azığım aşk olmasa kör yollarda kalırım Emi-alba parfümü egzotik bir rüyâdır Birleşimi lavanta,menekşe ve fulyadır Gökkuşağıyla yansır güzelim saçlarına Biraz sır,biraz cezbe,biraz malihülyâdır Asılır damla damla ince dal uçlarına Gece ay ışığında gölge aslını aşar Duman dağılıp gider,dağ yine dağca yaşar Kutsarım toprağımın kumunu çakılını Bir nehir yatağından nasıl fırlayıp taşar Bu şiirle öğrendim nasılın nasılını Çalgımın adı güzdür,dinlettiğim resital Meyve ağır basmazsa hiç eğik durur mu dal Vurgun yemiş gibiyim göç yolu üzerinde Med ve cezir uyumlu sulara saldım sandal Söz kıtlığı olur mu pişmiş bir sözerinde Kesin tahammülüm yok bahaneye ve cenge Ne zaman bir ah çeksem o an bozulur denge Lâl olur ağzım/dilim hepten kurak düşerim Kapılırım evreni ırgalayan ahenge Canânın kapısında cana ırak düşerim Ne zaman gökyüzünü okusa bir müneccim Ne memurluk isterim ne de o biçim tecim Kendimi bir denizin abisinde bulurum Güzel bir sese karşı çıra gibidir içim Umudum,bereketim,nerdesin ey yağmurum? Kapım-pencerem açık,kucağım seni bekler Dilimi ve gönlümü senin adın bezekler Saklandığın bulutun arkasından çıkta gel Kışa hazırlanmakta bütün börtü-böcekler Engel koyan utansın,her engeli yıkta gel Yazdan güze geçişin hüznüdür duyduklarım Seni hayâl ederim,adak oruç tutarım Gönül kabullenmiyor köşesiz sığlıkları Sensiz her yer karanlık,sensiz her şeyler yarım Gittikçe sıklaşıyor kuşların çığlıkları Ey sevgili,şiirin solmayan gül demeti, Bir can sana âşıksa dillendirmez nikbeti Kaptırır perçemini en delişmen akışa Şimdi seninle seni çağırmamın hikmeti Nakkâşını bulanlar takılır mı nakışa? Bir nehir yatağından taşınca böyle taşar Cins atlar yarışlarda koşunca böyle koşar Yeryüzü ve gökyüzü,hepsi benim özümde Hiç özünden ağlar mı ısmarlanmış nevhager? Saf aşkla yaşarım ki,katkı yoktur tözümde Haset yüreksizlerin kapalı kafesidir Göklerin gürlemesi bir muştunun sesidir Gözlerini oyarım kim eğri baksa sana Sözüm bir âyet değil salt şair nefesidir Ateş olan sözleri yine söylettin bana |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ay Bu Gece Yarımdır
Ay bu gece yarımdır, bu şiir öyle değil Bu şiir bildirimi taşıyan bir ebabil Ne kadar yalnız insan varsa bu yeryüzünde Her yerin tenhasında, bayırında, düzünde Hepsine açıyorum gönlümün kapısını Dostluk çok sesli müzik, unutulmaz bir tını. Ay bu gece yarımdır, bu şarkı öyle değil Her yalnızın adına uçurdum bir ebabil Ay yarım doğsa bile yarı aydınlık yeter Karanlık bahçede de ishak kuşları öter Bu gece dua edin, bu gece uyumayın Gelin ey garip dostlar, erime vakti ay'ın. Ay bu gece yarımdır, bu özlem öyle değil Vuslata ne kaldı ki, ne isterseniz sebil Doğudan ve batıdan, kuzeyden ve güneyden Gelin ki taşıversin yürek denen bu düden İsteyen soframızdan bal, kaymak, börek alsın İsteyen yüreğine bedel bir yürek alsın. Ay bu gece yarımdır, bu dua öyle değil Her can biraz Kabil'dir, her can biraz da Hâbil Öldürmenin sonu yok, yararlı erdemi de Kader ortaklarıyız dünya denen gemide Çiçekleri ezmeden, çocukları üzmeden Bana taş yağdırana yüreğimi açtım ben. Bağışlar ve seversek ay da imrenir, büyür Acıları bölüşmek yârin saçlarınca gür… Bahaeddin KARAKOÇ (Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri – Dolunay Yay. 2004 / ANKARA) |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ay Işığında
Köşeyi dönerken gölgeni gördüm Yüreğim çarpmaya başladı güm güm Ey göçmen şiirim, masalım, öyküm Hep peşinden koşturup duruyorum. Yettim-yeteceğim derken çağ kuşluk Bir türlü dolmuyor bu ara boşluk Başıma vuruyor aşktaki hoşluk Feleğin çarkını durduruyorum. Bir kaşık aş ne ki kırk yıllık aca; İnsansız evlerde tüter mi baca? Zalim bir oyundur köşe kapmaca, Her zaman cezayı ben görüyorum. Şu bağlı bahtımı çözmeyi dene, Yüreğimle çiftleş, gezmeyi dene; Vuslat hangi güne, yazmayı dene; Hep meçhul semtlerde ben yürüyorum. Gölgen ak zambağa dönüştü birden, Bir daha geçmedin geçtiğin yerden, Sen ünlersin diye şu tepelerden Saatimi kurup ayarlıyorum… |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Azıksız Çıkma Yola
Bir nehir geçeceksen, önce soyunmalısın, Bir dağı çıkacaksan, soluklu olmalısın. Madem ki niyetlisin, seferin kutlu ola! Caydırmayı düşünmem, ama derim ki sana: Azıksız çıkma yola! ... Seferin savaşaysa sağlam kuşanmalısın Zaman öyle bir at ki ihmâle vermez mola! Erkenden daha erken uyan ki kazanasın Mahmur “biraz daha”lar düğümü çok tuzaktır Azıksız çıkma yola! ... Pınarın gözü ise aradığın, sendedir. Üzengiye sağlam bas, dizgini ele dola! Güz bahçelerinde gazel toplama, çiçek topla, Boşa vakit öldürme, yarına kefilin yok Azıksız çıkma yola! ... Vuslatsa istediğin, in insanın içine Ve çarşılarda dolaş Azrail’le kol-kola! Mezarlığa git düşün, düğünlere git ağla Kanadın sızlasa da Uhud kadar ağır ol Azıksız çıkma yola! ... Öyle bir abdest al ki, su bile sarhoş olsun Sen yaprak ve çiçek ol, gördüğün kuru dala Hep gönül şehri onar, kâinata sevgi sun Her ham söze sağır ol Azıksız çıkma yola! ... Nereye gidersen git, heybene gönül doldur Bir kovan parçalama bir parmak acı bal’a! Yontuldukça yer kapla ve her zaman güzel kal, Temiz ol, fazlanı at, eksiğini tamamla Azıksız çıkma yola! ... Bahaeddin KARAKOÇ (Ay Şafağı Çok Çiçek –Beyan Yay. İstanbul / 1998) |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
B u g ü n d e n Y a r ı n a
‘Gavurdan dost, domuzdan post olmaz! ’ derdi anam, ‘Kırılan çanak, bir daha dolmaz! ’ derdi anam, ‘Zulm edenin yanına kalmaz! ’ derdi anam... Çiçektik, sulardı, ‘solmadan büyüyün! ’ diye Anlamlı ninniler söylerdi, vitamini bol Dinlerdik, özümlerdik bitevîye... Düşeni kucaklayıp yerden kaldırır Üşüyeni sevgisiyle sarardı anam, Yanından birazcık ırayıp gitsek Bizi köşe – bucak arardı anam, Rüzgârın dağıttığı saçlarımızı İnce parmaklarıyla tarardı anam... Çiçektik, sulardı, ‘solmayın! ’ diye Hep dua ederdi ‘çirkin ölmeyin! ’ diye... Yıllar bu minval üzere akıp gitti, Biz büyüdük, annem bizi bırakıp gitti. Bilenler: ‘tam bir Osmanlı kadın! ’ derdi anama. O gitti, onunla Osmanlı gibi bir devir bitti. Bizler aldık insanlık ormanındaki yerlerimizi, Gâvurlar da, domuzlar da ırgalamıyor bizi... Alıştık, zalimlere omuz vermek ar gelmiyor bize, Poşetlere de girsek dar gelmiyor bize, El ağzıyla konuşmaksa hiç zor gelmiyor bize. Elbet bir gün biz de gideceğiz, evrensel kader bu! Bizim çocuklarımız fışkın sürer aynı ormanda Belki ilkbaharda, belki de harmanda... Rabb’im çocuklarımızı bizden basiretli kıl, Her mide gurultusunun peşine düşmesin akıl! ... Bahaettin KARAKOÇ (Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri – Dolunay Yayınları – 2004) |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Baht Nazlı, Zemin Çok Oynaksa
Bir al-elma olsaydı Eşit biçimde dilimler, Paylaşırdık mutluluğu; “Şu senin Bu benim! ” derdik. Tadını çıkara çıkara Eminirdik; Elma değil dilemezsin ki… Küçücük bir çalışkuşu Mutluluk. Ne zaman gelir, Ne zaman öter, Ne zaman susar, Nereye gider Bilemezsin ki… Bindikçe biner Ağırlığı Yalnızlığın. Özlemin yangınlara dönüşür İçin bir yanar, bir üşür. “Geleceğim! ” dersin Göz takvimde, Söz askıda kalır. Engel üstüne engel Gelemezsin ki… Beni sorma var’la yok arası. Ey kara gözlerin çırası Bütün mühletleri bitirdim, Ben, beni yitirdim. Gelsen de beni Koyduğun yerde Koyduğun gibi bulamazsın ki… Kendimden biliyorum Çok göçük altında kaldım, Nice hülyâlara daldım. Bir sevdaya kaptırdıysan yakanı Bir daha kurtaramazsın ki… Köprünün o yakasında sen, Bu yakasında ben Aynı ırmağı seyrediyoruz. Hep bu vakitlerde Nedir bizi yakan, Nedir üşüten Neden Akla yakın cevap yok Bulamazsın ki… Yeniden, Yeniden ilân ediyorum: Yüreğimdeki tomurcuk gülümsün Ezgiler dokuyan. Varı yoğu ayet ayet okuyan Gönül dilimsin. Gökte dolunay vardı Sözleştiğimizde; Gene var. Bilmeyenler bilsin Sevgilimsin. Duyduğunu, Dinlediğini Beni anladığını biliyorum. Başka türlü benim olmazsın ki… Bahaeddin KARAKOÇ (Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri – Dolunay Yay. – 2004) |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Başlık: 0
Hep beni gözetmiş, hep beni kurmuş Belli ki bendeki “ben”i tanıyor… Yazgımla oynarken saklanıp durmuş Yüzü yeni yeni aydınlanıyor. Uçuruma itmiş, kırmamış beni Düzlüğe çıkarıp sınamış beni Konuşurken dudakları kanıyor. Tebessümü bahar, kalbi hazine Kokusunu alan düşler izine… Ruhum sunacağı saf iksirinde. Sesi ufuklarda bir uçan geyik Varır varır toslar ses duvarına. Gözleri telveden bir çift üveyik Tünemiş sabahın beyaz zarına. Batık bir gemiyi söker serçeler Su yüzüne tek tek çıkar parçalar Benimse her parçam intizarına. Beni yüreğimden vurdu O ışık Son kirim de çıktı, hazırım artık! O, hâlâ benimle oyun peşinde… Bahaeddin KARAKOÇ (Ay Şafağı Çok Çiçek –Beyan Yay. İstanbul / 1998) |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bekleyiş
Nerdesin tedirginliğimi öpen güzel, Bağbozumu sal-sal üzümler tepen güzel? Sen gelirsin diye yürek sürdüm fırına, Çam çanağa bengi-bengi özedim kına... Sürmeli keçiden süt sağdım iki güğüm Hasretinle hayâlinle oldum kördüğüm. Bir cevizden bir cevize salıncak kurdum Ve her yöne, çift haberci kuşlar uçurdum, Kuyuda soğuttum taze nar şurubunu Kanımla, sevgimle kardım çöreklik unu, Sana sunacağım çiçekler hepten taze Şiirler-ezgiler kanat vurur öze... Can-evimi ne döşedim, eh bir göresin Gel ki yaprak döken dallar tekrar göversin. Aşk yoksa dünyamızda, bu dünya da yalan Ben anamdan âşık doğdum, yüreğim talan. Doğduğum gibi ölmektir arzum emelim Ki beş vakit Allah'a açıktır ellerim. Küfür bir bayraktır inkâr sitelerinde Bizim sınırlarımızın ötelerinde... Hep akılla dostuz, ak-yürekle dostuz biz Kin tutmaz, kirlenmez, nurdur bizim içimiz. Seni bekliyorum gönlümün merkezinde, Her gün daha inançlı, aydınlık ve zinde Gel artık bütünleş, ey can, ey yarım elma Vadide kurtlar geziyor, sakın geç kalma! .. Bahaeddin KARAKOÇ (Kar Sesi –Ocak Yay. 1983 / ANKARA) |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ben Senin Yusuf'un Olmuşum
Hava-kara-deniz, öyle bir üçgen kurmuşum Ve üçgenin merkezine kendim oturmuşum Üzerime bir hüznün kara çadırı çökmüş Çınar duldada kalan son yaprağı da dökmüş Enginlere yağmur, yükseklere kar yağıyor Gecesi - gündüzü yok, hep bir karar yağıyor. Bırakmış üzerime sularını savaklar Çıldırdı-çıldıracak bütün çıplak kavaklar Denizdeki dalgalar sanki ayran dövüyor Köpürttükçe suları celâlini övüyor Gök karnında olanı boşaltıyor aşağı Kim bulup kaldıracak dolu vurmuş başağı? Yüzmem yok, uçmak bilmem, doğuştan karalıyım Üçgenin merkezinde seninle çıralıyım Dolunun düşürdüğü başak benim sevgili, Beline kuşandığın kuşak benim, sevgili Ne bir uçakta pilot, ne gemide kaptanım Aşkınla desenlenen bir özge gülâbdanım. Mevsim umurumda mı, bana hep bir gül bırak Sormadığın günlerde ne hâldeyim iyi bak Uzaktan geçen kuşlar konmuyor pencereme Sensiz bir gün yaşamak en ağır bir cereme Seni bulduğum yerde kendimi yitiririm Benden bir çiçek iste, bir bahçe getiririm. Gece gökte ay yoktu, gündüz oldu güneş yok Ayrılık ateşini katlayacak ateş yok Kaç gündür görmüyorum sancağını-tuğunu Gönlüme anlatamam bu ani yokluğunu Enginlere yağmur, yükseklere kar yağıyor Zaman yüreğime deli acılar sağıyor. Ben seni düşünürken birden bir geyik meler Garip kuşlar uçuşur, develeşir tepeler Karalar daha kara, kırmızılar da öyle Bunlar sanrı değilse adını kendin söyle Türkülerim ıslanır yağmuru eme eme Kıyısız bir denizde dünya çöker enseme. Havalar o kadar bozdu ki çok üşüyorum Her zaman, her yerde ülkümle örtüşüyorum Ben senin Yusuf un olmuşum aşkla bilece Her yazıtta seni okuyorum hece hece Ey yiğit yüreğimin en mukaddes cevşeni, Yılanlı kuyulardan artık çek çıkar beni! ... Bahaeddin KARAKOÇ (Ben Senin Yusuf’un Olmuşum - Dolunay Yayınları, Nisan 2006 / ANKARA) |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ben Sîneye Çekerim Yeter ki Aklansın Kuşlar
- Saygıdeğer Üstad'ımızın henüz mürekkebi kurumamış bir şiirini, ilk kez ANTOLOJİ okurları için yayınlıyoruz... ben bir ardıç ağacıyım şu tepenin açığında yanarım, üşürüm, kimseciklerin haberi olmaz gölgeme sığınanlar yaz sıcaklarında kışın iyi niyetlerle semtime gelmez kapımı çalanlar baltayla çalar yaralarımın nasıl sızladığını tarif edemem yanar kora dönüşürüm, sönünce kül olurum yine de kimseciklere kin güdemem her zaman sevgi egemendir yüreğime. yıldızlar o kadar yaklaşırlar ki yaz geceleri kim serper gökyüzüne bunca vişne çiçeklerini? uzanıp tek tek devşiresim gelir kış geceleri içime çekilip hayâller kurarım arada bir konuğum olur dostum puhukuşu bilgece büzülüp düşünür, dinlerken başını sallar sular buz tutmuş, dağlardan figânlar yükselir ezgili kar aydınlığında kurtlar sevişir haritalar sapa düşer düşlerime. gökyüzünün çizgisiz maviliği damarlarımdan akar yeryüzünün kar beyazlığı gözlerimi yakar yaş yüze doğru tırmanışta, ben aynı yerde kelepçeliyim gördüklerim kambur/kambur üstüne duyduklarım yüzümü kızartıyor aklımdaki tek şiir ıhlamurlar üstüne dişlerim kesmez oldu, tırnaklarım köreldi rüzgâr deli deli eser, siper kazamam kader ipotek koymuştur yıllarıma. ilk kez doğum yılımı kutlayacaktım zehir oldu bir sürü yorgun kuşu konuk ettim diye dallarıma onlar uçup gittiler güneye doğru bense doğduğumda mıhlanmışım bu tepenin toprağına kötü kötü öksürüyorum, “kuş gribi” olmuşum, tanı bu bütün kanatlılara soykırımı yapılırken aşı yok, serum yok, ne yapacağım ben? ucunda ölüm olsa da bağrım kuşlara hep açık iftira ediyorlar kuşlarıma… Bahaeddin KARAKOÇ - 23.01.2006 |
|
|
|
![]() |
| Tags: bahattin, karakoc, siirleri |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bahattin, karakoc, siirleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|