Geri git   Dreambox > Eğitim Bölümü > Şiir Bölümü > Ünlü Şairlerden Şiirler > A-B-C-Ç

A-B-C-Ç Başlıklarına göre sıralanmış şiirler



Image and video hosting by TinyPic Dreambox
Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 15. June 2010   #81
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Karşıtlar Bileşkesi
Havaya attı havada parıldadı
suya attı suda
birisinin elindeki çirtikli kuruş


Birisi acı çeke çeke öldü
götürüp bir çukura attılar
mezarının boyu üç-beş karış


Kasalara koydu kasalar almadı
paralar, senetler, tapular
banker gibiydi bâde-nûş


Altın sağrakla içerken tıkanıp öldü
şanlı bir törenle gömüldü
mezarı tenis kortu kadar geniş


Sonunda o da unutuldu bu da
ne sefineler battı aynı suda
deve aynı deve, geviş aynı geviş
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #82
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Kekliğime Ağıt
Karşı duran karlı dağlar akça gönlümdür
Bir çoban ateşi ince ince tütende
Gök ırgalanır gözlerimin sarı nehrinde
Eşim keklik bir kafeste ötende.

İster çöpten olsun
İster sarı altından
Kafes aynı kafes oy
Kara bir zindan!

Gece bir atmacadır, döner üstüne üstüne
Ekşi bir elmayı koklar yüreğin
Çiçekleri çirkin bir perde iner üstüne
Çoğalır karası şeker gözlerinin.

İster gül çubuğundan olsun
İster söğüt dalından
Kafes aynı kafes oy
Karanlık bir zindan!

Kesik kanatlarda derman ne gezer
Çalmışlar rüzgârını meşeli dağlardan
Hicret düşlerini kelepçelemişler
Parmaklarındaki kına değil, kan.

İster çelik telden olsun
İster saç kıllarından
Kafes aynı kafes oy
Kapkara bir zindan!

Çalmışlar nice yıllarını, meyvesi acı
Perçemler taranır eski aynalarda
Çeyizi çürümüş sabır sularında
Bir yıldız çarpmış yüreğine, sonra bir daha.

İster giysilerden olsun
İster paradan puldan
Kafes aynı kafes oy
Küflü bir zindan!

Şu buzlu camlardan buzlar daha güzeldi
Nerde kaldı karda sekmek, doruklarda uçmak?
Kim demiş kekliğim evcilleşti,
Kime kalmış gönül yarasını sarmak?

İster mukavvadan olsun
İster kerpiç tuğladan
Kafes aynı kafes oy
Acımasız bir zindan!

Kekliğim tutsak ta ben hür müyüm?
Kıyılara vura vura akıyoruz ya
Sevgiyi, şiiri, düşü öldürenler vurmuş bizi
Selâm verdiğimiz gün bu dünyaya.

İster buyruklardan olsun
İster kurallardan
Kafes aynı kafes oy
İlkel bir zindan! ...

Bahaeddin KARAKOÇ (Kar Sesi – Ocak Yay. Ankara – 1983)
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #83
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Kendi Kendime Konuşurum Sen Yanımdan Ayrılınca
sessizlik hep bu vakti kollar
sensizlik içime oturur
perdeye yansımaz
yeni masallardaki taş-çamur
palasını sıyırmış rüzgâr
savrulup dağılıyor bulutlar
gökyüzüne bakarken
gözlerinle karşılaşırım birden
o an hatırladığım bir anı
yüreğime batan bir hançer olur
hayatım cehennemden beter olur
akıttığım gözyaşı ve ter olur
nitelikleri de unuturum
nicelikleri de
şu karşımdaki ev, kimin evi?
gıcırtılı bir dış kapı
ve tütmeyen heyulâ gibi bir baca
kendi kendime konuşurum
sen yanımdan ayrılınca.

sessizlik hep bu vakti kollar
sensizlik yüreğime oturur
hayâlin karşımda dikilip durur
ne gözlerin gülümser
ne de dilin konuşur
e! derim elma kokar
e! derim esririm ben
seni bu konumlarda boyut boyut düşlerken
geceyi yarılayan ay bir bulutla buluşur
e! derim eylem başlar
e! derim ürker kuşlar
şu yıldızın adı ne,
şu dağ nereye bakar?

biraz yorgun biraz tenha
daha çok münteha
ay buluttan sıyrılınca
balkondan bir kedi atlar
içimde tepişir atlar
kendi kendime konuşurum
sen yanımdan ayrılınca

sessizlik hep bu vakti kollar
sensizlik gözlerime oturur
bir çeşme ağıt akıtır su yerine
yüzüme dağların serinliği vurur
sensizlik bir bıçak gibi saplanınca
ağzım kurur,dilim tutulur
bir akrep gibidir sessizlik
zehirli iğnesini batırıp durur
yıldızlara derim ki,uyku vaktiniz geldi
sarhoş kusmuklarıyla kirlenen şehre
acınarak bakarım uzaklardan
yollar kilitlenmiş suskunluğa
bütün köprülerin ateşi düşük
her zaman gece vardiyasında çalışır
sabahı iple çekerim
kokunu uzaklardan alınca
yoluna güller dökerim
bıldırcın ışıltılı dualarımı
senin için uçururum,seni beklerim
e! derim ezele ve ebed’e takılırım
e! derim edep ve edebiyata
dünyanın yeniden yaratıldığını hissederim
sen konuşunca
sonuna kadar seni dinlerim
kendi kendime konuşurum
sen yanımdan ayrılınca…


26.09.2009
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #84
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Kepez
Ansızın bir karasu iner
Deniz fenerinin gözlerine
Fener kör olur.
Ve ağır ağır uyanmaya başlar
Deniz dibinin devleri
Koç sürüsü dalgalar toslaşır gerine gerine
Ötede yıkkın bir balıkçı köyünün çiçeksiz evleri
Evler ki denizlerde olup bitenleri bilmez
Bense bu kaderi iyi bilirim
Benim adım Kepez…

Yıldızlar olmadı mı, dolunay olmadı mı
Gökyüzü de kördür.
Yüreğindeki kara bulutlar
Durmadan yıldırımlar kusar
Yorgun bir gemi oturur kayalara
Karışır birbirine dua ve küfür
Korkuysa şapkasını her zaman
Kapkara bir dala asar
Bir yosun tarlasında dinlenirken
Gördüm ölümü kaç kez
Selâm verip geçti gülümseyerek
Ben korkusuz Kepez…

Kaç sünger ve inci avcısının
Kanına girdi bu denizler
Kaç taze gelin ihtiyarladı
Bu ufuklara baka baka
Her sabah
Neşeli bir ıslık aydınlığına
Evden çıkıp gidenler
Ya döndüler ya da hiç dönmediler
Yaralı akşamlara
Yalnız kalmayınca aç kalmayınca
Oğlak, kuzu melemez
Ben ne dramlar yaşamışımdır bu kıyıda
Ben Kepez…

Mutlu insanlar da gördüm
Gelip kollarımın arasında sevişen
Ama uzun sürmedi
Şıngır mıngır kristal ömürleri
Ne çığlıklar işittim rüzgârlardan
Mevsim mevsim değişen
Hele de yitik ekmekler gibi ayrılık türküleri
Tedirgin martıların
Kanatları vururken gez
Ben dilsiz bir görgü tanığıyım
Benim adım Kepez…

Gün kısalır,
Bir gece de değişir renk renk haritam
Gün uzar,
Sızlayan süslü bir göğüstür Tarih-i Kadim
Sırdır, ayıptır
Gördüklerimin hepsini anlatamam
Gemiler gelip geçerken
Kaç dilden hüzünlü şarkılar dinledim
Gül yanaklı, lâle dudaklı
Ne güzeller gördüm gitti gelmez
Ben hep aynı yerde beklerim
Benim adım Kepez…

Bazen denize küser de
Gökteki yıldızlarla konuşurum
Bazen gidemediğim yerleri okşamak isterim
Bulamam ellerimi
Ay doğarken başlar
En uzun süren sarhoşluğum
Asırlar kemirse de
Koparamazlar zincirlerimi
Kimse kirli ayaklarıyla
Üzerimi tepeleyemez
Ben beş vakit
Sabrın gül suyuyla yıkanırım
Benim adım Kepez…
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #85
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Kime Kalmış
Er veya geç bütün tavanlar çöker,
Taban çökmez ama her yükü çeker.
Hesap görülmeden defter kapanmaz,
Elbet bir gün biri çıkını döker.
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #86
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Kiraz Devşirmeye Gitmiştin Hani
Nerden gelirsen gel, yolu uzatma;
Kavli erteleme, gönlüm kan ağlar.
Her gamzeni sapan yapıp taş atma
Camlar şangır-şungur, canda can ağlar.
Hortuma dönüşür her toz bulutu,
Gölgemin sırtında aşkın tabutu
Vadiyi kucaklar görkemli dağlar,
İntizarım yoktur, inkisarım var.

Nasıl girersen gir, yüreğim senin;
Deri geçir davul, tel takarsan tar.
Çiy düşse üstüne ürperir tenin,
Ay doğarken göle iner kuğular.
Islığıma uladığım ezgiler,
Yüreğime belediğim ezgiler,
Hicranla tanıştım ah u zarım var
İntizarım yoktur, inkisarım var.

Ne dersen de, dinlemeye hazırım
Yüreğim mekiktir, sesini sarar
Bakışında parlar beyaz huzurum
Bir karınca yuvasına yol arar
Bekletme, nazlanma, konuş ne olur,
Sensizlik bir çöldür ölümü solur,
Geç kalan gelişler ne işe yarar
İntizarım yoktur, inkisarım var.

Adınla yaklaşsa bana birisi
Havalar değişir, yer-gök gül kokar.
Bir aşk mağduruyum umut dirisi,
Dilekçem cebimde elimi yakar.
Kiraz devşirmeye gitmiştin hani
Çilek kokuyorsun vakte yabani
Unutma sana bergüzarım var
İntizarım yoktur, inkisarım var.

Bahaettin KARAKOÇ (Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman / Ayışığında Serenatlar –Sıla Kitapları- 2001)
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #87
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Leyl ü Nehar Aşk
Hiç bulut yoktu ortalıkta birden peydah oldular
Serinlikle birlikte içime bir korku düştü
Dedim, menzile ulaşacaksan geç kalma acele tut
Sonra sellerle kapaklanırsın yere yüzüstü

Hani hasat sonrası tarlalardan topladıkları başakları
Yuvalarına nasıl kımıl kımıl taşırlarsa karıncalar
Ben de senin sevgini taşıdım yüreğimin doruklarında
Damıtılmış bir ömür boyu leyl ü nehar

Vakit gurûp vaktidir rüzgârsa hoyrat esiyor
Bir vâha görünmüyor ıhtı ıhacak deven
Yıldızlara bakıp bakıp ahkâm kesiyor
Kendi dikenleriyle taçlanan yorgun keven

Sor şu yol kenarındaki meyvesiz karaağaçlara
Kaç yolcu geçmiştir bu yollardan senden önce
Şu çeşme, şu ören, şu düşek tanıklık etsin
Aşk nedir, edeb'i erkânı nice

Alazsız, dumansız bir yangının ortasındayım
Sesim daha içimdeyken kavrulup dökülüyor
Yakınından geçseler bütün kuşlar kül olur
Yanan binam kerpiç kerpiç sökülüyor

Seni sevdiğimi yine gururla haykırıyorum işte
Gemi azıya alarak kişneyip kaçan ufuklara
Alnınızdaki beyazlık, ayaklarınızdaki seki benim sevgimdir
Benim sevgilimdir yeni besteler yapan sonsuzluklara

B. KARAKOÇ (Leyl ü Nehar Aşk- TDV. YAY.)
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #88
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

M ı h G i b i
Nefret perdesinden yansıyan sûret,
Boğulur asitli mor bir boyada.
Aynı kalıptansa sûretle, sîret,
Suç ne törededir ne de hayâda.

Taş diyorsun, sözden ağır taş olmaz;
Dosta fırlatırsan asla hoş olmaz.
Her bedende birden fazla baş olmaz,
İki keklik ötmez aynı kayada.

Zeytin, yeşil gözlerinden yaş döker;
İncirin üstüne karanlık çöker;
Sevdalı nar ah üstüne ah çeker
Bir ağaç kendini assa rüyâda.

Sıcakken iş görür elinde ütü
Kış boyunca gören var mı hüthütü?
Suçlama teleme tutmayan sütü,
Sütün damarı ak, kusur mayada.

Koruganı yoktur gönül katının,
Dizgini rüzgârdır yılkı atının
Dere boyundaki yarpuz otunun
Dalları, kökleri malihulyada.

Dönüşmüşse eğer kapı ziline
Kilit takamazsın sivri diline
Bir gün ulaşırsın son menziline
İster süvari ol, ister piyade.

Söz odur ki kavî dura mıh gibi
Matkap olup kurcalaya gâibi.
Sana fırsat vermiş mülkün sahibi,
Sevgi başak tutmaz haram riyada.
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #89
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Maktul Bir Yaprağın Defin Töreninden Bir Kesit
Cengiz Dağcı’nın ülkesi Kırım’ın Bahçesaray’da
Mevsim vurdu beni, dalımdan düşüverdim
Rüzgârlar üflerken tepelerden
Sen gördün, sen kaldırdın beni yerden
Kimseler duymuyor sesimi, konuşamıyorum
Ölümün gözü karanlık
Ve bağrını açmış bekliyor uçurum

Yağmur damlaları dokundukça tıp tıp
Gıdıklanır gülümserdim
Anadolu’dan kalkıp buralara kadar gelen
Bulutlara baka baka özümserdim
En güzel sabah aydınlıklarını tükettim
Konuşmak, sürekli konuşmak istiyorum
Konuşamıyorum
Hocam, ilk sen dokundun çıplak tenime
Teneşirde bile açık şuurum

Saçlarımın ışıltısına sevdalı bulutlar
Ve gün boyu sesleriyle seviştiğimiz serçeler
Nasıl katlanacaklar bu ayrılığa?
Cevabı bende ama dilim kilitlendi, anlatamıyorum
Hocam, bildiğin duaları oku üzerime
Sağaltsın dertlerimi güzel ellerin
Ellerinden tekrar takrar öperim
Durumum çok vahim bir durum

Maktul bir yaprağım ve aylardan kasım,
Adlî tıbbı bile yanıltmış usta hasım
Dokundun tenime, ellerin ne güzel ellerdi
Sandım ki ruhum arşa yükseldi
Sanki düğümlenen damarlarıma tekrar can geldi
Sırlarımı kendimle götürüyorum
Duaların ne güzel dualar hocam
Sen benim iskeletime dokunuyorsun
Ve şair dostlarına gösteriyorsun
Ben senin içini görüyorum
Gördüklerimi bir bir anlatamam
Kimseden davacı değilim
Benim bu dünyadaki işim tamam
Artık konuşamıyorum.
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. June 2010   #90
gladio17
Co-Admin
gladio17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.305
Konular: 126
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : gladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud ofgladio17 has much to be proud of
Standart

Morgda Karşılaşma
—Öğretmen Hamit Aktaş'ın aziz hâtırasına —

Bahar böyle mi öpecekti yüreğinden,
Yağmur böyle mi yağacaktı saçlarına?
Böyle mi donup kalacaktı gözlerindeki gülücükler,
Ezgiler nasıl kilitlendi dudaklarına?
--------Gece vakti vay! ...

Saat nasıl durdu, can nasıl karıştı kuşlara
Ve son perde nasıl bitti?
Genç bir meşe gibi sağlamdın, dost ve sevilgen
Toprak mı çağırdı, dostlar mı itti?
--------Yıldızın aktı vay! ...

Kara özgürlüğün kancık kılıncı
Hep böyle vurur beyaz zambaklara, nilüferlere
Sürgün çiçeğiydin ama boynun bükülmezdi
İmanın tam'dı kadere
-------- Acın yaktı vay! ...

Bu düzen, Bizans keşişlerinin çorlu düzeni
Hamitlere karşı acımazsızdır, Hamit
Sen tekbirlerle, salavatlarla yürüdün toprağına
Gönlümdeki künyede adın: Şehit,
--------Kanın sıcaktı vay! ...

Acı bir frenin ödülü ölüm
Sıla yollarında kan yankılı bir düş
Bütün tomurcuklar terliyor şimdi
Mevsim kat kat acılara bürünmüş
--------Saplanan bıçaktı vay! ...

Kuşluk vakti oldu, sen hâlâ uyuyorsun
Mermer bir masanın üstünde çırıl - çıplak
Bulutlar geçiyor ağır ağır güneşin önünden
Kemiği kazıyor bıçak
--------Şimşekler çaktı vay! ...

Bahar böyle mi öpecekti yüreğinden,
Yağmur, böyle mi yağacaktı saçlarına?
Kalem nasıl düştü elinden
Ezgiler nasıl kilitlendi dudaklarına?
--------Gece vakti vay!

Bahaeddin KARAKOÇ (Kar Sesi- Ocak Yay. Ankara – 1983)
gladio17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Tags: , ,


Bookmarks

Etiketler
bahattin, karakoc, siirleri

Seçenekler
Stil

Forum Jump


Forum Saati: 23:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sürekli güncel Seo makaleleriyle SEO'yu anında öğrenin.