|
|||||||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
|
Kediler
İNSANLARIN EN ESKİ DOSTU EVCİL HAYVANLARIN EN YAYGINI EV KEDİSİNDEN kaplana varıncaya kadar bütün kediler her an harekete geçmeye hazır, yüksek gerilimli bir kas kümesidirler. Aksine, dinlenirken de bir tatlılık ve rahatlık tablosu meydana getirirler. Tatlı tatlı mırlarlar, bir yumuşaklık ve barış örneğidirler. Fakat göz açıp kapayana kadar hırlayan ve tırmıklayan bir dehşet mekanizması haline geçebilirler. Kediler atlama şampiyonlarıdır. Köpeklerin koşucu oluşları ve avlarına yetişmek için hızlarına bel bağlamaları gibi, kediler de atlama sanatının ustasıdıflar. Koşar, yürür, durur ve oturur pozisyondan birdenbire havaya sıçrayıp baş döndürücü bir hızla avlarının üzerine inerler. Bu esnada tırnaklarını çıkarmış ve çenelerini ardma kadar açmış durumdadırlar. Dişleri de avın gırtlağına saplanmaya hazırdır. alıntı |
|
|
|
|
|
#2 |
|
|
KEDİNİN PENÇELERİ
Kediler (Felidae ailesi), etoburların dünyasında en uzun ve en keskin köpek dişlerinin sahibidirler. Eti ve veterleri keserken yan dişler keski vazifesi görürler. Her çenedeki bıçağımsı kenarlar uzunlamasına keser, fakat bu arada karşılaşmazlar. Kedinin ağzında, köpeğinkinde veya aymmkinde olduğu gibi kemik parçalayan dişler yoktur. Kedinin dili de dişlerin yardımcısıdır. Bunun üst yüzeyi törpü gibidir. Büyük kediler deriyi sadece yalamak suretiyle kanatırlar. Bütün memelilerin en keskin pençeleri kedilerdedir. Bu mükemmel kesici aletler, iki yandan basılmış ve kanca şeklini almıştır. Çita'dan başka bütün kedilerin pençeleri içeriye çekilir tiptedir, yani ayakların içindeki kınların içine çekilebilir veya gerekince vazife görmek üzere dışarı uzatılabilirler. Kediler böylece pençelerini emniyete alarak yumuşak ayak tabanlarının üzerinde sessizce yürüyebilirler. Köpeğin tırnakları ise aksine daima açıktadır. alıntı |
|
|
|
|
|
#3 |
|
|
KARALARIN EN HIZLI HAYVANI
ÇİTA ASYA ile Afrika'nın «çita», «gepar» veya «avcı leopar» (Aeinonyx jubatus), denilen kedisi dünyanın en hızlı kara hayvanıdır. Birden dinlendiği yerden sıçrayarak ilk saniyenin içinde saatte 70 - 75 kilometrelik bir hıza çıkabilir. Fakat bu bile şimşekten farksız kedinin en yüksek hızı değildir. Saatte 112 kilometre hızla koştuğu saatle tespit edilmiştir. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Çita koşuda tazıyı geçerse de hayret verici hızını uzun müddet sürdüremez. 400-500 metre yol aldıktan sonra yorulur.Fakat pars iriliğindeki bu iri ve hızlı kedinin terbiye edilince avcılara mükemmel bir yardımcı olabildiğine şüphe yoktur. Hindistan raca'ları uzun yıllar önce çita'nm dikkate değer kabiliyetlerini görerek bunlardan yararlanmak yoluna sapmışlardı. Bu arada küçükken ele geçen çita'mn yeteri kadar saldırgan olmadığım farketmişlerdi. Türü gibi yırtıcı olmakla beraber, efendisinin emirlerini dinleyecek bir çita bulmak gerekiyordu. Hintli avcılar yabani çita'ların pençelerini bilemek için belli bazı ağaçlara geldiklerini biliyorlardı. Adamlar buralarda gizlenip çita'ların yolunu beklerler, hayvanların şiddetle direnmelerine rağmen ilmekle yakalar ve terbiye etmeye girişirlerdi. Sonuç, çita terbiyeyle köpek gibi ava çıkan kediler oluyordu. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Çita ile av: Çita'mn eşliğiyle çıkılan avlar eski Hindistan'ın, en ilginç özelliklerinden biriydi. Avcılar evcil çita'yı arabayla av sahasına götürüyorlar ve bu arada kafasını bir başlıkla örtülü bulunduruyorlardı. Hindistan'ın âdi uzun boynuzlu antilop' Iarı olan kara geyikler ve ceylanlarla karşılaşılınca, kedinin kafasındaki başlığı atıp gözlerini ava çevirirlerdi. Çita bundan sonra her türlü tabiî engebeyi veya ağaçları kendine siper ederek bir şeyden haberi olmayan avın 400 metre kadar yakınma sokulur, sonra da en büyük hızıyla ileri atılırdı. Ceylanlarla antiloplar da hiç fena koşucu değillerdir. Hayatlarının tehlikede olduğunu sezince, bütün güçleriyle kaçmaya koyulurlar. Üstelik dayanıklılık itibarıyla çita'dan üstündürler, Düşmanlarıyla aralarındaki açıklık kapanmadığı takdirde, canlarını kurtarabilirler. Fakat yanşın başlarında avantaj, üstün hızı dolayısıyla çita'dadır. Avına yetiştiği takdirde, pençelerini saplayarak göz açıp kapayana kadar avının gırtlağını parçalar. Kedilerin arasında köpeğe en ziyade benzeyeni: Kedilerin köpeğe en ziyade benzeyeni olan çita, koşmak için yaratılmıştır sanki. Bacakları ince ve uzun olduğundan omuz hizasında 75 santim boyundadır. Ayakları dar, fakat iridir. Özellikle kaim pençeleri köpeğinkileri hatırlatır. Çita, öbür kedilerin aksine, pençelerini tamamıyla içeriye çekemediği için, bunlar devamlı meydandadır. Hayvanın kaslı, lâkin ince vücudu aerodinamik biçimli olduğundan koşu esnasında havaya pek az kargı koyar. Uzun kuyruğu da hayvanın tuzlı dönüşler yapmasına yardımcıdır. Eskiden Hazer Denizi ile Sumatra adası arasında birçok yerlerde bulunmasına rağmen, çita bugün Asya' da azalmaya yüz tutmuştur. Afrika' da da insanların oturdukları yerler genişledikçe, çita'ların nüfusu seyrelmektedir. Fakat bu hızlı kediye hâlâ Doğu Afrika'da, Senegal'de, Sudan'da, Transvaal'da, Bechuanaland da ve Rodezya'da rastlanır. Çita dinlenme saatlerini yüksek otların arasında veya kayaların arasındaki ininde geçirir. Sıcak mevsimde dahi gündüz saatlerinde ortada gezmesi bakımından öbür akrabalarının çoğundan farklıdır. Avlanırken koku alma duygusundan ziyade gözlerine güvendiği için, mehtaplı gecelerde barınağından çıkar. İki, üç hayvan eoğu zaman beraber dolaşırlar. Bazen dört, beş hayvanlık sürüler de görülürse de, bunların aile grupları olması akla yakindur. «Duiker» ve «impala» gibi orta veya ufak boy antiloplar, çita'nm en çok rağbet ettiği av hayvanlarıdır. Çita, derin sesli akrabası kaplana kıyasla, pek gürültücü bir hayvan sayılmaz. Hayatından memnun olduğu zaman ev kedisi gibi nurlar. Evcil olanları sokulgan ve uysal olurlar. Kürkü için aranır: Çita'nm da kürkü kıymetlidir. Sağlam siyah beneklerle süslü kum kahverenginde bir kürktür. Rodezya çitası'nda bu lekeler birleşip çizgiler meydana getirir. Gerçek pars'ta bunlar yerine halkalar vardır. Hayvanın yüzünün iki yanında siyah bir çizgi göze çarpar. Ensesinde de kısa bir yele bulunur. Yetişkin hayvan 50 kilo ağırlığında ve 75 santimi kuyruk olmak üzere, 210 santim uzunluğundadır. alıntı |
|
|
|
|
|
#4 |
|
|
PARS'LAR veya LEOPARLAR
PARS» veya «leopar» yahut öbür adıyla «panter» (Panthera pardus), hainlik ve yırtıcılık bakımından arslam da, kaplanı da geride bırakır. Bu kedi, arslandan da, kaplandan da ufak olmakla beraber, dövüşme kabiliyeti itibariyle onlardan hiç de aşağı değildir. Afrika yerlileri, pars yerine bir arslanla karşılaşmayı her zaman için tercih ettiklerini söylerler. Bu hain ve açıkgöz hayvan, ağaca tırmanmak ve ağaçların arasında gizlenmek hususlarında arslandan da, kaplandan da daha hünerlidir. 3 metreden yükseklere sıçrabilir ve şaşılacak; bir hızla ağaca tırmanabilir. Bazen avını da ağaca çıkararak, orada, yağmacılardan uzakta rahatça karnını doyurur. Pars gündüz saatlerinde de ortalıkta gözükebilirse de, asıl karanlıkta, faaldir. Avını, bıraktığı izlerden takip ederek evcil sığır ve koyunlara, geyiklere, antiloplara, maymunlara ve çeşitli küçük hayvanlara pusu kurar. Yalnız babudn sürülerine saldırmayacak kadar akıllıdır, zira bu maymunlar kendilerini korumayı bilirler. Fakat babuin tek olursa iş değişir tabiî. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Pars, avının arkasından atlayarak bir, iki uzun sıçrayışta ona yetişir. Kendinden küçük avların, belkemiklerini kırmak, onları boğmak ve boğazlarını parçalamak suretiyle birkaç saniyenin içinde hakkından gelir. Pars'ın zekâsı: Fars'ın zekâ derecesi yüksektir. Çabuk öğrenir ve yararına olan her şeyi hatırında tutar. Erken öğrendiği şeylerden biri de hiledir. Avlanmak için çok kere hileye baş vurur. Yakınlarda bir geyik olunca, parsın yerlerde yuvarlanarak türlü oyunlar yaptığı görülmüştür. Merakı uyanan geyik hiç bir şeyden şüphelenmeden düşmanına yaklaşır. Pars oyununa devam eder, geyik de olanları daha iyi görmek için biraz daha sokulur. İşte o zaman pars bir sıçrayışta avının boynunun üzerindedir. Korkusuz bir hayvan: Evcil köpek, pars'ın en sevdiği yiyeceklerdendir. Çin köylerinden Lihngan'da korkusuz bir pars bir evin açık penceresinden içeri girmiş, evin sahibinin uyumakta olduğu yatağa yaklaşmış ve buraya bağlı olan bir köpeği kapıp götürmüştü. Ertesi gece gene oraya dönerek aym odadaki başka bir köpeği de kaçırmıştı. Evin sahibi ertesi akşam yatağı- nın ayak ucunarbir köpek daha bağlamıştı. Pars o gece görünmedi, fakat ertesi gece gene gelerek nöbet tutulmasına rağmen, avıyla ormana birlikte kaçabildi. Birkaç gece sonra da birkaç kilometre ilerdeki başka bir köyden bir domuzu kaçırdı. Bu' pars sonunda takip edilerek öldürüldü ise de, o vakte kadar üç yerliyi yaralamaya fırsat bulmuştu. Pars normal olarak insanlara saldırmaz. Fakat kızdırılması veya yaralanması halinde insanlarla kıyasıya dövüşür. Arada da bir pars'ın insan avcısı kesilerek kısa zamanda birçok cana kıydığı görülür. Nerelerde bulunur: Pars, Eski Dünya'nın sıcak bölgelerinde ve soğuk bölgelerinin bazısında arslandan da, kaplandan da daha yaygındır. Yurdu, Avrupa'da Karadeniz'den başlayarak ve Hindistan ile Seylân'ı da içerisine alarak doğuda Burma'ya ve Malakka yarımadasına kadar uzanır. Afrika'da ise, Büyük Sahra'nın dışında hemen her yerde bulunur. Çeşitli pars türleri: Pars'lar büyüklük itibariyle epey farklıdırlar. Bazıları, uzun kuyruklarıyla birlikte 270. santim uzunluğundadırlar. Başka parslar ise 210 santim veya daha kısadırlar. Ortalama ağırlıkları 50 kilodur. Pars en çok yirmi yıl yaşar. Bir batında ikiden beşe kadar yavru doğurur. Eskiden leoparla panter'in parstan başka başka hayvanlar olduğu sanılırdı. Şimdi aradaki farkın sadece irilik ve cinsiyetle ilgili olduğu anlaşılmıştır. Pars türünün daha iri olan erkeğine panter, dişisine ise leopar denilmektedir. Tipik leopartn bütün vücudu, deve tüyü sarısı kürkün üzerine düzenli olarak serpilmiş irili ufaklı siyah beneklerle kaplıdır. Beneklerin dördü veya beşi, kürkün asıl renginden biraz daha koyu bir merkezin etrafında daire meydana getirirler. Bizde leopar denilen kürk, pars'ların bit türünün kürküdür. Habeşistan ile Doğu Hint Adaları'nda çok yaygın olan bir pars da, «kara panter» diye tanınan kuzgunî siyah kürklü bir hayvandır. Pars'm kürkünün cinsi ile yurdunun iklimi arasında sıkı bir bağlantı vardır. Sıcak ülkelerdeki pars' ların kürkü kısa ve sık tüylüdür, buna kargılık soğuk bölgelerin, özellikle Sibirya'nınikilerin tüyleri uzun, kaim, yumuşak ve yoğundur. Parsların en güzeli olan Sibirya leopar'ına da Sibirya'da rastlıyoruz. Bu, açık gri renkli ve uzun tüylü, benekli bir kürkü olan mavimsi gri gözlü nefis bir hayvandır. Güzel olduktan başka, karakteri de yumuşaktır. İnsanların elinde pars türünün en uysal üyesi olur. alıntı |
|
|
|
|
|
#5 |
|
|
AV KOPEGI YERİNE GEÇEBİLEN
KARAKULAK'LAR KARAKULAK» (Felis caracal), kedi ailesinin en hareketli üyelerinden biridir. Çita gibi onun da hareketleri öbür kedilerinkine benzemez. Hintliler, dikkate değer hızı ve atlamadaki ustalığı sebebiyle bu hayvanı çok kere avcılara eşlik etmeye alıştırırlar. Terbiye edilmiş karakulaklar yerde yem yiyen güvercinlerin arasına salıverilince, bu kedilerin her biri, kuşlar daha havalanmaya fırsat bulamadan on, on ikisini yere vurabilirler. Karakulak bazen de 150 -180 santim yükseğe sıçrayarak uçan bir güvercini aşağıya indirir. Vaşağa benzeyen, ince yapılı karakulak'm, uçlarında birer kıl kümesi bulunan iri, siyahımsı kulakları vardır. Kürkü kısa tüylü ve sarımsı kahverengidir. 22-23 santimlik kuyruğu aşağı-yukarı 75 santim uzunluğundaki vücuduna göre büyük sayılmaz. 20 kilo ağırlığında olabilen bu hayvan, bacaklarının uzunluğu sebebiyle boylu durur. Genişlemiş gözbebeklerinin parıltısı dolayısıyla, bu güzel kedinin gözleri zümrüt gibi parlar. Gözlerinin iris tabakası kehribar sarısı rengindedir. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Karakulak genellikle sıcak ve kurak bölgelerin hayvanıdır. Asya'da Arabistan'ın birçok kısımlarıyla Türkiye'de, Suriye'de, Irak'ta ve Hindistan Yarımadası'nda bulunur. Afrika'nın Akdeniz ile Ümit Burnu arasındaki kısımlarında ise sık tropikal kıyı ormanı olmayan her yerde yağar, İni, bir ağaç kovuğu, kayaların arasındaki bir oyuk veya yerin altında bir oklu kirpi veya yer domuzu'ndan artakalmış bir delik olabilir. Burada, sayıları iki ile beş arasında değişen yavrularını doğurur. Karakulak, tavus kuşlarına, turnalara, kekliklere, ada tavşanlarına, bazen de ceylânlara pusu kurar. alıntı |
|
|
|
|
|
#6 |
|
|
İRİ HAYVANLARIN AMANSIZ AVCISI
PUMA P UMA» nın (Felis (puma) concolor), bu iri ve kuv vetli hayvanı bir orman ağacının dalında çömelmiş vaziyette gören gezginin gözünde çok korkunç bir manzarası vardır. Amerika'da «kugar» diye de tanınan bu hayvanın ufak ve ynvarlak kafasında gözleri ateş gibi parlar. Esmer veya grimsi kahverengi kısa tüylü bir kürkle kaplı 180 santimlik çevik vücudu ile uzun ve ağır kuyruğu bir enerji ve hareket kaynağıdır. Bu büyük kedinin garip çığlığını duyanlar, Amerika'nın vahşî bölgelerinin sessizliğini yırtan en tüyler ürpertici ses olduğunu söylemektedirler. Puma iri hayvanların avcısıdır. Gündüzlerini bir mağarada uyumakla veya yüksek ve ılık bir kaya üzerinde güneşlemekle gegirîr. Ortalık karardıktan sonra ise sessizce ava çıkar. En azından 1,5 kilometre enindeki akarsuları yüzerek aşarken görülmüştür. Bir gecede 30-35 kilometre yol alabilir. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Bu büyük kedinin avı çoğunlukla geyik türleridir, fakat bazen kokarca gibi hayvanlara da pusu kurar. Sığır, koyun, at ve domuz gibi evcil hayvanlar da çok zaman kurbanları arasında yer alırlar. Avını sinsi sinsi takip eden puma, son saldırıdırı için sessizce yaklaşır, ayaklarını vücudunun altında toplar ve sırtını kamburlaştırır. Gerilen kasları birden harekete geçerler. Puma iki, üç sıçrayışta avının üzerindedir. Onu yere yıkarak, uzun dişlerini gırtlağına veya ensesine saplar. Puma atlamada da ustadır: Bir sıçrayışta 6 metre yol alabilir. Yüksekten kendini aşağı bırakmaktan da çekinmez. 18 metre yüksekteki tüneğinden hiç yaralanmadan atladığı görülmüştür. Bu hayvanın zarif vücudunda muazzam bir kuvvetin gizlendiğini gördük. Kendi 80 kilodan beş misli ağır bir ayı 100 metre öteye sürükleyebilir. Avı bundan daha büyükse, yiyeceği kadarım yer, artanının üzerini de çalı çırpı ile örter. Sonradan aynı yere dönerek bu avla kendine ikinci veya üçüncü bir ziyafet çeker. Puma, yahut Amerika'daki adıyla «kugar», jaguar'dan sonra Yeni Dünya kedilerinin en büyüğüdür. Bu iki hayvan birbirlerinin can düşmanı oldukları için, karşılaştıkları zaman kıyamet kopar. Jaguar daha büyük ve daha kuvvetli olmakla beraber, puma'nın üstün çevikliğiyle boy ölçüşemez. Avantaj her şeye rağmen jaguar'da ise de, puma'mn düşmanın yenilgiye uğrattığı da çok görülmüştür. alıntı |
|
|
|
|
|
#7 |
|
|
Jaguar ve çocuklar:
Geçen yüzyılın tabiat bilginlerinden Humboldt, jaguar'ların hayatını yakından incelemişti. Bu kediler hakkında anlattıkları arasında, Ferdinand adını taktığı yırtıcı olmayan jaguar'ın hikâyesi ilgi çekicidir. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Humboldt'un anlattığına göre, iki kmlderili çocuk sık bir ormandaki açıklıkta oynamaktaydılar. Birdenbire gölgelerin arasından bir jaguar çıkıverdi. Büyük kedi, oyunlarına katılmak istiyormuş gibi çocukların etrafında sıçramaya ve yerlerde yuvarlanmaya başladı. Çocuklar kürkü güneşin altında pırıl pırıl parlayan bu sarı ve siyah renkli hayvana hayran olmuşlardı. Jaguar zıplaya zıplaya onların hayli yakınma sokulmakta gecikmedi Bu arada kazaen çocuklara tosladı ve bunlardan küçüğüne şakadan hafif bir tokatr attı. Fakat pençeleri meydanda olduğundan oğlanın alnı çizildi ve yaradan kanlar akmaya başladr. Bunun üzerine öbür çocuk oradan bir sopa kaptığı gibi, bunu jaguartn suratına çarpıverdi. Şaşalayan hayvan bu hareket karşısında ağaçların arasına daldı ve bir daha ortaya çıkmadı. Jaguar kana susamış bir hayvan olduğuna göre, bu hikâyenin hayal mahsulü olması ihtimali daha kuvvetlidir. Fakat hayvanların dünyasında garip olayların olageldiği ve Humboldt'un da, hikâyeyi doğru olarak kabul ettiği unutulmamalıdır. Güzel bir kedi: Kedilerin en güzellerinden biri olan jaguar'm sarı veya esmer kürkü, yanlarda uzunlamasına dizili beş sıra siyah halkayla sınırlandırılmış bir siyah benek zinciri ile süslüdür. Kuyruğu, bacakları ve başı da bol benekli ve siyahla çevrilidir. Jaguar daha iri kafası, daha tıknaz ve gürbüz vücudu, daha kısa kuyruğu ve daha iri halkaları sayesinde leopar'dan ayırt edilir. En azından bir düzine alt türü bilinir. Özellikle Amazon vadisinde siyah jaguar'lar da vardır. Bunlarda dahi benekler bulunur, fakat görülmeleri için hayvanın parlak ışığa çıkması gerekir. Jaguar yılın herhangi bir zamanında çîftleşebüir. Yüz gün kadar sonra sayıları iki ile dört arasında değişen yavrular dünyaya gelir. Bunlar büyüklerinden daha sık beneklidir, fakat halkaları yoktur. Erkek aileden ayrılmaz. İyi bir koca ve iyi bir aile babası olup yavrularını her an beslemeye ve korumaya hazırdır. Bir yaşındaki yavrular başlarının çaresine bakabilecek hale gelmişlerdir, üç yaşına gelince de artık üremeye başlarlar. Jaguarların hayat süresi yirmi yıldır. alıntı |
|
|
|
|
|
#8 |
|
|
HAYVANLAR DÜNYASININ RAKİPSİZ KRALI:
ARSLAN A RSLAN» (Panthera (Leo) leo), uzun zamandır hayvanların kralı olarak tanınmıştır. Bu ada lâyık bir görünüşü vardır: Yüzü asil ve mağrur ifadelidir. Boynundaki uzun yele de görünüşünün azametini artırır. Fakat arslanın krallığı yırtıcılığından ileri gelmez. Bu hayvan aksine arkadaş canlısıdır. Başka kediler tek veya çift olarak gezdiği halde, o sürü halinde dolaşır. Arada tek başına bir arslan görülürse de, arslanlar arkadaşlıktan hoşlanırlar ve genel olarak beşi, altısı bir arada olur. Arslanlar bir av uğruna aralarında dövüşmezler. Altıya kadar erkek arslanın aynı avın başında karınlarını doyurdukları görülmüştür. İkisi aynı et parçasına saldırınca da öfkeli bir homurtudan başka geçimsizlik belirtisi göstermezler. Bir tabiat bilgini bir keresinde Doğu Afrika'nın Serengeti ovalarında dolaşırken, 3 metre kadar ötesinde, aralarında dişiler ve yavrular da bulunan yirmi beş arslanın, sakin sakin karınlarını doyurduklarını görmüştü. Yazar birden ayağa kalkınca, arslanlar acele etmeksizin oradan uzaklaşmışlardı. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Arslan sık tropikal ormanlardan ziyade açık galılık arazileri ve otluk ovaları sever. Güney Asya'da bugün arslan enderse de, Afrika'da, Büyük Sahra'nın güneyindeki hemen bütün bölgelerde bulunur. İri başlı av hayvanlarının bol olarak bulunduğu bölgelerde arslan da boldur. Arslanlar gündüzleri yüksek otların veya birbirinin içine girmiş çalıların arasında yatarlar. Ağaçsız ve otlu ovalarda güpegündüz açıkta yattıkları da görülür, zira bu asil hayvanların korkacak tabiî düşmanları yoktur. Arslanlar avlarını nasıl öldürürler: Bu iri hayvanlar gündüz vakti de faal olabilirlerse de, çalışma saatleri asıl geceleyindir. Arslan «gnu» tipi antilopları ve «kudu» denilen ceylânları çok avlarsa da, nedense zebrayı bunlara tercih eder. Bu büyük kedi avmı çoğunlukla suların ve otların yakınında bekler. Saldıracağı vakit, avına gizlice arkasından veya yanından yaklaşır. Başını eğmiş ve kuyruğunu dikmiş vaziyette hafif homurtular salıverir. 30 metre yakına gelince, saatte 60 -65 Km. hızla avına doğru koşmaya başlar. Bir zebranın peşine düşen tecrübeli bir arslan, hayvanın yanında koşar ve kudretli pençesiyle avının ensesine vurmaya çalışır. Hayvanların kralı bundan sonra yavaşlar ve zebra'nm yere düşmesini bekler. Arslamn indirdiği darbe avın derisini paralayabilir, fakat o kadar büyük bir isabetle indirilmiştir ki zebra'nm boynunu kırar. Arslan çoğu zaman dişlerini avının boynuna saplâr. Bir ayağının pençelerini avının omuzuna saplarken, «öbür ayağını hayvanın boynuna dolayarak, başını arkaya büker ve boynunu kırar. Öbür büyük kedilerin birçoğu kadar kana susamış olmayan arslan zevk için başka hayvanları öldürmez. Yaşamak için öldürür. Ancak karnı acıktığı vakit öldürür ve bir defadan fazla hayvan öldürmez. Bir tek hayvanın etiyle günlerce açlığını giderir. Arslan bir hayvanı öldürünce, normal olarak hemen oracıkta karnını doyurur. Sonra da eti hırsızlardan korumak için, avının başında beklemeye koyulur. Akbabalar o yakınlardaki bir ağacın dallarına tüneyerek arslanm çekilmesini sabırla beklerler. Fakat arslan öldürdüğü hayvanla birkaç kere karnını doyurmadan yerinden kıpırdamaz. Ancak bundan sonra akbabalarla sırtlanların ziyafetine sıra gelir. alıntı |
|
|
|
|
|
#9 |
|
|
İnsan yiyen arslanlar:
Arslanın insanlara saygı gösterdiğini gördük. Ovada insanlarla karşılaşınca, kızdırılmadığı veya üzerine ateş edilmediği müddetçe saldırıya geçmektense çekilmeyi tercih eder. Fakat arada bir, arslanm insan avına giriştiği haber alınır. Ama insan avcısı arslanlarm nispeti düşüktür. İnsana saldıran arslanlar daha çok, kendi başlarına av hayvanı öldürmek kabiliyetini kaybetmiş yaşlı hayvanlardır. Tabiî bu kaidenin dışında kalan insan avcısı arslanlar da görülmüştür. Ancak ortalık karardıktan sonra saldırıya geçmekte ve kurbanlarım sürükleyerek otların arasına gizlemektedirler. İki insan avcısı arslan tarihe geçmiştir. Bunlar Doğu Afrika'daki Uganda demiryolunun yapımım durdurmuşlardı. İkide bir o noktaya dönerek demiryolunda çalışan işçileri kapıyor ve götürüp yiyorlardı. İkisi de erkek olan bu arslanlarm arasında, anlaşılan sağlam bir arkadaşlık yer etmişti. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Patterson adındaki vazifeli mühendis, arslanlarm saldırıya geçerken birbirlerine kükrediklerini anlatmıştır. Fakat bahtsız kurbanlarını kapmalarından önceki bîr saatin içinde sesleri çıkmadığından nereden hücum edeceklerini kestirmek zordu. Bay Patterson sonunda (1898 aralığında) onları vurmayı başardıysa da, canavarlar o vakte kadar yirmi sekiz Hintli işçiyle düzinelerle Afrikalı yerliyi öldürüp yemiş bulunuyorlardı. Başka bîr arslan da bir demiryolu istasyonunun yakınında bir sürü kişiyi öldürdükten sonra, o hattın şefini de kaçırıp yemeyi başarmıştı. Bu zat özel vagonuyla gelmiş ve bunu bir yan hatta aldırmıştı. Adamcağız o gece elinde tüfeğiyle bir pencerenin önünde oturarak arsla-nı beklemeye başlamış, ne çare ki çok geçmeden uyuya kalmıştı. Arslan da bir müddet sonra platforma tırmanarak vagona girmiş ve kendisini öldürmeye gelen adamı kaptığı gibi kayıplara karışmıştı. İnsan yiyen arslan ender de olsa ciddî bir tehlikedir. Bir kere insan eti tadan arslan bunun lezzetini yaşadığı kadar unutamayacağına göre, mutlaka tekrar insan öldürmeye bakacaktır. Bu yüzden Afrika'da bir tek insanın bir arslan tarafmdian öldürülmesi geniş çapta avların tertiplenmesi sonucunu doğurmaktadır! Hayvan modern silâhlarla kolay öldürülürse de, bu av, avcılar için her şeye rağmen tehlikelidir. Terbiyeli arslanlar: Sirklerdeki arslanlar daima göz hapsinde tutulur. Çok zeki ve uysal oldukları ve çabuk öğrendikleri için, onlara türlü oyunlar öğretmek ve emirlere itaat etmeye alıştırmak kolaydır. Fakat terbiyeciler, arslanların kolay terbiye olmakla beraber, hiç bir zaman evcilleşemediklerini çok iyi bilirler. Arslanların arada terbiyecüerini öldürdükleri olmaktadır. Fakat bu kazalar, olayların çoğunda terbiyecinin hatasının sonucudur. Terbiyeci ürkek gözükmek, ya da programını biraz değiştirmek suretiyle büyük kediyi sinirlendirmiştir. Bir arslan ağır pençesinin bir vuruşuyla güçlü kuvvetli bir insanın belkemiğini kırabilir. alıntı |
|
|
|
|
|
#10 |
|
|
Arslanın sevişmesi:
Arslanın her zaman uysal olmadığını gördük. Bu etobur hele çiftleşme mevsiminde kendi soydaşlarına dahi saldırır. Arslan kendine bir eş elde etmek için dövüşmek zorunda olduğundan rakipleriyle öldüresiye boğuşur. Hoşlandığı bir dişiye kavuşmak için, üç, dört rakibi yenmek zorundadır. Zafer kazanıldıktan sonra arslan çifti balayına çıkar. Gözlerden uzak bazen kilometrelerce yol alırlar, iki hafta veya daha uzun müddet sürebilen balayı devresinde pek az avlanır ve yerler. Arşları bu süre içinde gerçekten tehlikelidir. Onu rahatsız eden herhangi bir hayvanı veya insanı göz açıp kapayana kadar paralar. Bir tabiat bilgini Doğu Afrika'ya yaptığı bir seyahat sırasında bir erkek arslanla dişisini bir çalılığın kıyısında baş başa görmüştü. Yanındaki kılavuz, âşık çifte bir göz atar atmaz bilgini çeke çeke aksi yöne sürüklemişti. Arslanm rahatsız olduğu şüphe götürmezdi. Kulakları aşağıya sarkmıştı, kuyruğunun ucu havayı kırbaçlıyordu, dudakları da gerilerek korkunç dişlerini meydana çıkarmıştı. Arslanm tek eşli olduğu söylenir, durur. Arslanm evlilik saadeti bir yıl veya daha uzun bir süre devam edebilir. Fakat bu hayvanlar hayatlarının sonuna kadar bir eşe bağlanmadıkları gibi, bazı erkekler doğrudan doğruya çok eşlidirler. Arslarının yavruları: Arslanların değişken bir çiftleşme mevsimleri vardır. Ortalama dört yavru (yavru sayısı bazen altıya kadar yükselir) çiftleşmeden 108 gün sonra dünyaya gelir. Bunlar çizgili ve sık benekli iseler de, kürklerinin üzerindeki bu işaretler zamanla solar. Bazılarının doğuşta gözlerinin açık olduğu söylenirse de, çoğununküer altıncı güne kadar kapalıdır. Yeni doğmuş yavrular yetişkin birer ev kedisi iriliğindedirler. Yavrular anneleri tarafından üç aylık oluncaya kadar emzirilirler. Diş çıkarmak yavrular için ıstıraplı bir olaydır. Bu arada büyüklerinden ayrı düşen yavrular ölebilirler. Küçük arslanlar bir yaşma gelinceye kadar kendi başlarına avlanamazlar, ama bu yaştakiler başlarının çaresine bakabilecek hale gelmişlerdir. Yele, erkek arslan üç yaşım dolduruncaya kadar çıkmaz. Erkek arslan çok kere yavrularını emziren dişisine yiyecek getirir, ayrıca genişleyen ailesine av eti taşır. Arslan çiftinin birbirlerine karşı duydukları yakınlığı göstermek bakımından aşağıdaki hikâye çok enteresandır. Bu olayı bir Fransız avcısı uzak bir tepeden devamlı olarak dürbünle izlemiştir. Bir su kenarında dişi bir arslan kıpırdamadan yatıyordu. Arslanm göğsünde, bir yaban öküzünün boynuz vuruşuyla açıldığı anlaşılan büyük bir yara vardı. Arslan o kadar bitkindi ki, yarasını yalayacak hali yoktu. Bir zaman sonra bir kükreme işitildi. Bir erkek arslan göründü. Dişisinin yanma çökerek, saatlerce onun göğsündeki yarayı yaladı. Bu tedavi akşam karanlığına kadar sürdü. Sonra erkek arslan kayboldu. Ama ertesi sabah güneş yükselirken tekrar göründü. Ağzında bir zürafa parçası sürüklüyordu. Bunu bin bir güçlükle dişisine yedirdi. Sonra yine akşama kadar diliyle onun yarasını tımar etti, Bu hal dört gün devam etti. Dördüncü günü akşamı dişi arslan yürüyebilecek hale gelmişti. Erkek arslanm yardımıyla yavrularla birlikte oradan uzaklaştılar. Orta irilikte arslan yavruları ağaca tırmanmakta ustadırlar. Fakat yaşları ilerleyip ağırladıkları zaman bu kabiliyetlerini kaybederler. Arada yetişkin bir arslanm bir ağacın alçak dallarına tırmandığı görülürse de, bu, ender raslanıhr olaylardandır. Beş veya altı yaşındaki arslan hayatının zirvesindedir. Arslanm ortalama hayat süresi on beş yıldır, fakat uzun ömürlü bir arslanm yirmi beş yaşma kadar yaşadığı da görülmüştür. Kaynak: Dijitalevren Yaho Forum Kediler - Dijitalevren Yaho Forum Erkek ve dişi: Arslanlar büyük hayvanlardır. İri bir erkek 250 kilo ağırlığında ve omuz hizasında 90 santim veya daha boylu olabilir. Bu irilikte bir arslanın baş ve vücut uzunluğu 210 santim olur, kuyruk da bu uzunluğadır 90 santim daha ekler. Eşinden daha ufak ve daha az kuvvetli olan dişi arslanm ağırlığı en çok 150 kilodur. Arslanm kürkü kısa tüylü, kaba ve biteviye tarçın veya kum sarısı rengindedir. Kuyruğunun ucunda koyu kahverengi veya siyah bir kıl kümesi bulunur. «Mahmuz» veya «tırnak» denen çıplak ve boynuzumsu bir deri parçası bunun içinde gizlidir. Mahmuzun bir görevi olup olmadığını bilmiyoruz. Dişi arslanm hemen hemen hiç yelesi yoktur. Erkeklerde yele arslanına göre değişir. Serbest yaşayan arslanlarm ensesindeki tüyler seyrek, karışık ve cılızdır. Özellikle kuzey iklimlerdeki hayvanat bahçelerinde bulunanlarda ise, adına lâyık dolgun ve zengin yele vardır. Arslan, kükremesiyle meşhursa da, sesini gündüz saatlerinde her men hiç duyurmaz. Fakat büyük kedi her akşam güneş battıktan sonra ve geceleyin belirli zamanlarda kükremesiyle etrafa dehşet salar. Arslanların yurdu: Dünyada en çok arslan Afrika'da bulunursa da, bu büyük kediler şimdi burada dahi eskisi kadar bol değillerdir. Kıtanın kuzey ve güney uçlarında ortadan kaybolmuşlardır. Hindistan'da da bir vakitler kuzeybatıdaki Sind ile kuzeydoğudaki Bengal arasında arslan pek boldu, fakat 1880'e doğru soylarının tükenmesiyle yalnız Gucarat bölgesinde kaldılar. Bundan, ötürü de arslanlarla kaplanları bir arada gösteren bir filim sahnesini şüpheyle karşılamak, yerinde olur. Afrika'da kaplan yoktur. Hindistan'da ise arslana pek seyrek olarak rastlanır Yakın zamana kadar Türkiye'de, İrak'ta ve İran'da arslan görüldüğüne dair bazı haberler duyulurdu. Fakat bu hayvanlar, eski çağlarda oldukça yaygın halde bulundukları Yunanistan'da, Küçük Asya'da ve Suriye'de çoktan ortadan yok olmuşlardır. İbraniler de arslanları iyi tanırlardı. Gerek Tevrat'ta, gerekse İncil'de sık sık arslanların bahsi geçer. «Arslan gibi kuvvetli» din kitaplarında çok rastlanan bir benzetiştir. alıntı |
|
|
|
![]() |
| Tags: kediler |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| kediler |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|