![]() |
|
|
|||||||
| Duyurular: Yeni Tasarım Yayında..! |
| D-E-F-G Başlıklarına göre sıralanmış şiirler |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#101 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Olmasa Mektubun
Olmasa mektubun, Yazdıkların olmasa Kim inanırdı Senle ayrıldığımıza. Sanma unutulur, Kalp ağrısı zamanla .......... .......... |
|
|
|
|
|
#102 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Omayra Cevabı ömür süren bir soru bıraktım sana Mendili kan kokan sevgili arkadaşım Usta bakışların keşfettiği rahatlıkla arkama yaslandım elimde şah mat yüzüğümde tek taş siyanür adınla bulanan bir aşkın, bir maceranın macerasında yolun sonunu söylüyordu günahkâr iki melek olan sağdıçlarım Al birkaç bulutlu sözcük atlasını sırtında taşıyan çalınmış bir zaman mekik, taflan, kar kesatı bir iklim aşk mı, macera mı dersin bu uzun seferberlik bu ilişkinin topografyasını mezhepler tarihinden bulup çıkardım adanan boynunda o gümüş zincir bilmiyorsun arması sallanıyor ucunda işte yazgının kara zırhlısı! Kork! kutsal kitaplardaki kadar kork! Çünkü hiçtir bütün duygular Korkunun verimi yanında Benim ruhum nehirler kadar derin! Kızıl kısraklar gibi üstümden geçeceksin! Arı bir sessizlik duruyor şiddetimizin armaları arasındaki uzaklıkta gövdenin demir çekirdeği kalkan teninin altında sana okunaksız bana saydam giz içindeki uğultunun izini sürüyorum bir açıklığa taşıyorum ele vermez yerlerini harabeler diriliyor heykeller tamamlanıyor kendi kehanetinden büyülenmiş gözlerimin önünde başka çağlara gidip geliyoruz aşk tanrısı için .......... .......... |
|
|
|
|
|
#103 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Onlar Ceset Kuşlarıydı
aşk dediklerinde çocuktum. gözlerimin kesilen ellerden yapıldığını öğrendiğimde .......... .......... |
|
|
|
|
|
#104 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
OPAK
Uzundur kaçıyor opak Işıktan açığa çıkardığı Yaklaşıyor gövde Yolları geceliyor geçerken Bir zamanlar çölleri ormanları denizleri de öyle Kalabalığın vahşi örtüsünde Fizik yasalarıyla çıktığı sürek avı Çekirdeği saklamanın ham yalnızlığı Geri emiyor gölgeyi Verilmez olan Başka gözleri erteleyen Yalnızca opak doku Gündeliği yerine getiren ölümlü nesne Onu bizden geleceğe kaçırıyor Kendinin başka'larıyla yer değiştirerek görünüyor İlerliyor, her yere vesikalık gövdeler bırakarak Şimdiki zamanda çoktan geçtiği köprü Bir gün bütün izleri havaya uçuracak Başka kalplerde daha tanıdık olacak bir gün Ondan süzülen ışığa aldanıp Daha dün aramızdaydı, diyenler bambaşka birini hatırlayacak |
|
|
|
|
|
#105 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
OTUZ YAŞ
daha vakit var diye yazmadığımız şiirlerdi kaldılar yüzümüzden gelip geçti ilk gençliğin fener alayları yeniyetme arkadaş çetesi dağıldı artık büyümenin konaklama yerlerinde nice ihanete uğradık ayrıldı yollar ömrümüzü koyduğumuz şeylerdi ki dört yöne dağıldılar daha vakit var diye dönüp de bir gün kaldığımız yerden,hepsini birden yaşarız sandık oysa emanetmiş bizim sandıklarımız içlerinde kilitli kalmış onca şeyle günü geldi aldılar nasıl kullanılacağı bilinmeyen anlardı sonuna dek yaşamaktan korkup da kaçtığımız yerini ve anlamını bulmayı beklerken çürüdü gitti içimizde saklı duygularımız şimdi yabancı bakışlara bir şey söylemeyen karalama defterleri,bulanık anılar rüzgara,ateşe,suya yazılmış gençliğin solgun güncesi biz ne zaman büyüdük onlar ne zaman yetim kaldılar tutulan güneşlerin altında yollar geçildi dönüş yok artık o duyarlığa yaşarken ve yazarken yarım kalmış şiirler yarım kaldılar |
|
|
|
|
|
#106 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ÖDÜNÇ HANÇER ÖLDÜRMEZ BENİ
ödünç hançer öldürmez beni bir küfür gibi kara kayış dilini ver binlerce kez açıklasam da dilini çözemediğim ihanet gel bir daha bende dene kendini ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte ne ben yenebiliyorum seni yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden giden yolları suçlarından arındır arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler unutkan şiirler, kopmuş alıntılar hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla kendine yazdığın yaşam öyküsü! ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır gelme üstüme boşalmış yeminlerin bileği ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir ödünç hançer öldürmez beni ya başka bir silah seç kendine ya bırak başkasının ellerine ölüm aşkın işidir kork benden sevgilim ahretin olurum senin bu kadar çok seven öldürmesini de bilir ben seni çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim gücümdü güçsüzlüğüm ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge, büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat yanıltma beni, beni bana yakıştır son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen! kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak kör eder hançerini içimin gücü ölümü göze alan yaşamasını da bilir |
|
|
|
|
|
#107 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ÖNCE..
Çıktığım dağlar küllenirdi içimde sessiz, serin sulara inerdim ceylanlardan önce sular yıkayabilirdi beni o zamanlar güneş alırdı içimin avlusunu uyurken sızlıyor içimdeki can: kanlısıydım öldürdüm çoğaldı düşlerim uyuduğum uyku artık ikimizin yerine sanki o sağ ben ölüyüm her gece her gece her gece |
|
|
|
|
|
#108 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ÖTEKİ MİTHOSU
göze alırsanız eğer kırılır dağılır aynadan sandığınız resimler sözcükler kalır geriye cam kırıklarına saklanmış az ışıklı odalarda sözcükler Ayna: anlam ve görüntü için sırlanmış kiler bulur çıkarırsınız bir yerlerden daha bulurken kararırsınız çok önce öğrenmiştiniz: Bedel özlenir ve kalır geriye gerekenler Sonra bir gün Sizin için bir gün Tehlikesiz, eski bir harita gibi uyuttuğunuz aynaların tozunu silerken elinize batar bir zamanlar yaranızı kanatmış sözcükler olaylar silinmiş, adlar unutulmuş, belirsiz bir geometride yerini bir türlü bulamaz kişiler, ilişkiler yalnızca bir duygu dipdiri bir acı çok eski tarihli bir çağrışıma eşlik eder bu nedir ki, yıllar sonra, telâşsız bir gün, ömrümüzün durulmuş bir mevsiminde, içinizin kazınmış yerlerinden ölümcül bir ağrı ansızın geri teper Eğilip bakrsınız aynaya Siz çoktan gitmişsiniz Yerinizde sözcükler Böyle zamanlarda sözcükler Bütün bir hayatın yerine ikâme eder Sözcükler.Tutmamış ömürlerin teyel yerleri camlatılmış kelebekler, kurutulmuş akrepler gibi başkalarına kaldınız bir zamanlar sanmıştınız ki hayat kitaplardan ve sözcüklerden geçer kendinizi eskiten oyunlara daldınız örneğin uzun tutulmuş bir önsöz yüzünden kitaba geç kaldınız Ki 'hayatınız' su içinde birkaç roman eder Sözcükler.Büyülenmiş, içi doldurulmuş, bekletilmiş, kullanılmış, anlamı çoğaltılmış, yani sizin yerinizi bekler, diye öğrendiğiniz Bütün sözcükler yaşamı çaldı sizden Aynadaki sandığınız şimdi bütün hayatınızı temellük eder Bilirsiniz aynalarla konuşur çok odalı evlerde büyüyenler düşün yerine ayna anların, durumların, duyguların yerine sözcükler masalın en iyi yani yeniden söylenebilmesidir söylendikçe büyülenirler birleşir nehirler, dağlar yer değiştirir, tılsım ve tehlike çığ ve lâv, kılıç ve ipek, coğrafya ve tarih yeniden keşfedilir ışığın kırılma yerlerinden geçerken sırlanır yüzlerin kuytu yerleri gümüş bir alaşımdır ilk imge: sınır ve melankoli yani bütünlük ve binbir gece ışıksız aynanın yalnız olduğunu böyle öğrenirler bir gün bir ışık sızar bir kapı aralığından giz ve ihanet ödeşir düş erir.masal biter.büyü tutmaz sözcükler Görülmüştürler. erken parçalanır çok odalı evlerde büyüyenler Ya da böyle sağlamlaşırlar belki her parçası kuzey yıldızıyken dağılmış aynanın yola düşüp, yoldan çıkıp hiçbir şeyi unutmadan, her şeyi yeniden öğrenirler aynayı, mithosu ve ötekini yeniden düşünmeye erken gecikenler ayna, mithos ve öteki özgeçmişin vazgeçilmez elementleri Ayna.Anayurdu ayna hepimizin.İçinden çıkıp kavuştuk dile ve eyleme geçtik, ve kendimizi sınadık ağır taşlar koyduk kişiliğimizin köşelerine yani kendi kanunlarımızı varlığımızın yerçekimine bilmeden ve böylelikle bütün yolcuları yasakladık kendimize kırılmıştı sözcükler, parçalanmıştı ayna anladık imgemizin yalnızca bir kovuk olduğunu ve bunu öğrenmenin göçünde dağıldık kuzey yıldızlarına Şimdi uzak yollardan ve uzun maceralardan sonra yeniden dönüyoruz ülkemize, kimliğimize; imgemizi orada bıraktık imge oyunlarını da bırakarak yaşlandık birçok şeyi Bırakmayı kabullendiğimiz günden beri. ağır yalnızlıklardan geçtik, ödeştik kendimizle bir uçtan bir uca savrulurken onca şey harcadık hiç düşünmeden oysa hâlâ ayrıntılar ve ayrımlar arasındaki yollar kapalı bize olgunlaşmakla göze aldığınız birşeydir bu, ya da düpedüz yaşanmakla, umudun bazı çeşitlerinden boşanmakla, gelecek için bunca zaman taşıdığınız birçok yükü atmakla adına ne derseniz deyin, göze aldığınız birşeydir bu yani başlar bir gün sizin için bir gün geç kalmış yüksek sesli soruların dönemi sürçmeye başlar Dil sandığınız tekerlemeler gündeme gelir yeniden değişik çağlardan ödünç alınmış bilmeceler gizini çözersiniz kendiniz için kurduğunuz bütün Serüvenin yaşlanmayan ve gerçekleşmeyen portrenizin tozu alınmamış her şey yalnızca geçmişi yineler sfenksi kendini sorulamış bunca yıl tek kişilik korosu yanıtlamış paradoksları kullanmayı hayatı anlamanın yolu sanmış okuduklarından artıp, okuduklarına kalmış göze aldığınız birşeydir bu aynada portre, mithosda serüven, ötekinde giz saklı dururken yolculuklar taşımaz sizi hiçbir yere Bunu çok önceleri öğrenmeliydiniz oysa oturduğunuzda soruların başına, kaç saatiniz vardı? ölecek ve yetecek kaç saatiniz? Zaman'ın saydam sırrı portreyi aynadan ayırmaktaydı Başlangıçtı. kazılarda eksilmiş bir kabartma gibiyidi imgeniz sözcükler örselenmiş, aynalar pantimento çıkmaz sokaklardı adresiniz.sığındığınız kalelerde birer birer eksildiniz. Çekip gidiniz buralardan.Her yaşın uçurtmaları vardır birinin ipini çekiniz şimdi gözlerinizin ermediği bir yerden yeni bir ufkun başladığını göreceksiniz çok yaşar, çabuk ölür, ilk tuttuğu sipere tüm bir hayatın kalesini inşa edenler ayna silinir, mithos biter, gider öteki kitaplar yalnızca ölümü erteler yaşam çıplak.siz giyinik.Utanırsınız kuşandığınız kavramlar kullanılmaz silâhlar gibi sizi terkeder Öteki: çoktan eskimiş bir ****for, Dostoyevski'yi ve onu izleyen sonrakileri anımsamak neye yarar şimdi? Geçmiş bizi bırakıp gitti O kadar çok şey öğrendik ki, kendimiz için bile bir klişeyiz artık En çok buna katlanamıyoruz Farkındayız.Ve çürüyoruz. Hepimiz artık gençliğin bizi terkeden kuşağındayız Eğer göze alıyorsanız bu kadarı da size yeter yedi renk, taze su, parlak ışık her zaman yeniden okunacak bir kitap bulunur öğrenilecek yeni sözcükler durduğunuz yerde, her yere aynı mesafeden bakıyorsunuz buraya geldiyseniz eğer, daha ne istiyorsunuz? |
|
|
|
|
|
#109 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
PAMUK İPLİĞİ
kendimize döşediğimiz taşlar görünmeyenin piramidi başka uygarlıkların saatleriydi kullandığımız zehirli yıldızlarını tanıdık gökyüzünün kendimizi bile büyüledik piramidimizin giziyle petrol kuyusu bütün gün rasaşane bütün gece koynumuzdaki tılsımı düşürmedik güne teslim etmedik kelimeleri dar boğazlarda,kör geçitlerde,karanlık dönemeçlerde bozuk para kadar kullandık çarşılarınızı baktığımız pencereleri kimselere kiralamadık uğramadık bir harf için bile mürekkebinize yalvaç olmadan,ermiş olmadan gelip geçtik karanlık oyların kamusundan güvendik sessizliğin derinliğine içimiz bölünse de başkalarına parçalanmadı kendimize çizdiğimiz yekpare harita ömrümüzün yolları kırk yıl,kırk yaş,kırk ikindi biz her zaman birkaç kişi hayatımız piramit,ömrümüz pamuk ipliği bilinse de olur artık bilinmese de... |
|
|
|
|
|
#110 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
PARANTEZLE ANIMSAMA
ısrarlı bakışların taşıdığı o acıtıcılık seğirir durur kasıklarımda ilk sevişme acemiliklerini arayan tat anılarına tutkundur aslında |
|
|
|
![]() |
| Tags: mungan, murathan, siirleri |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| mungan, murathan, siirleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|