![]() |
|
|
|||||||
| Duyurular: Yeni Tasarım Yayında..! |
| D-E-F-G Başlıklarına göre sıralanmış şiirler |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#131 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
SÖZLER YAPRAK
bazı sözler karanlıkta söylenir, diyorum uykularımın birinde bazı sözler hiçbir zaman, diyorum kendi sesime uyanırken bazı sözler karanlıkta söylenir bazı sözler hiçbir zaman diyorum armaların birinde öyledir, iki yanı ağaçlı yollar, arasından geçip gitmektir şiir ağaçla, yolla, ne tarafa ve hangi zaman imgenin şiddetiyle çoğalır anlam parçalana parçalana geçtiğimiz yollardan onca yaprak düşer birkaç şiir kalır yalnızca o derin ağaçlardan kendi sesimize uyandığımız rüyalarda |
|
|
|
|
|
#132 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
SPREY BOYA
Bir otomobil markası '68 Deja Vu hızında Dünyanın dalgaları geç ulaşıyor bu koyu kıyılara Unutmanın borçları ödeniyor Ölü gözlerimiz için yeni düşler Tanzim satış mağazalarında Seçimlerimizin teyel yerleri gözüküyor Ardından boy aynaları için sprey sırlar Aldığımız virajlarda hızla eksiliyor Bildiklerimiz ve hayallerimiz İz bırakmaz sisler gibi Yüzlerimiz artık nikel kaplama Gümüş ekranda Reklam metinlerinde Artan dizeler, laboratuvar tahlilleri ilişikte Edebiyata ayrılan zaman Edebiyatın kendisinin artık ölü bir dil olduğu zamanda Sözcükler borsası değer kaybı şiir Adorno'nun 'Minima Moralia' adlı uzunçalarından bir şarkı 'yanlış bir hayat doğru yaşanmaz' sonunda iki seçim kalır ve başka hiçbir şey intihar ve kötülükten başka |
|
|
|
|
|
#133 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
SUBRA GÖMLEKLERİ
Subra gömlekleri içindeyim Zaman tanrı hem erkek hem kadın Amca oğlu beni bul Mahpus değilim Bir mahpusun saydığı günlerdeyim Dağlanmış dövmelerim okunmaz etmiş izlerimi Yittim ben, bilmiyorum nemdeyim İkindiyle aksam arasında Ne kadar taşıyabilir tebdilim beni Ben ki reddettim Mahpus, casus ve katilken Yıkanmamışların takdirini İçimi olduruyorum. kazıyorum içimi Çoğalmasın diye ötekilerim Çoğalmasın diye parçalandığı yerde Kaldı bedenim Gövdemi çoktan astı gitti gövdemin tarihi Geçilmez yerinde karanlığın Başkasını denedim Bazen isliğim çalınıyor kulaklarıma, bazen gelirken Düşündüğüm kelimeler Maden ocakları hatırlıyorum, demirci körükleri, kaçarken Değiştirdiğim şayisiz kan, bir her konaklama yerinde Ödediğim defterler İçime attığım taşlar tıkadı sarnıcımı Tuzun ve kirecin şerbeti dindi Kuzey defterleri güney rüzgarları arasında Mühürlü mektuplar taşıdım Bozgun zamanlarının çarşılarında dağıldı Başka bir kader için sakladığım kıymetler Ey benim ateşler kitabındaki babam Nemde sazımın mızrabı Nemde kahribarim Amcamoğlu beni bul Gidemem, bu yıl güney Zaman tanrı Zurvanic Beni de ezberine aldı Resimde ellerin örtülü olması Kaderin Esrarengiz karakterini simgeler Denedim kabartmaların hacminden öteye acılan butun imkanlarını Ne yapsam gölgede kalıyordu Hem Hürmüz hem Ahriman Kendime dönecek butun zamanı kılcala daraltmıştı Taşıl katmanlar Simdiyse boşluğundayım Bir büyük kabartmanın Örtülü ellerin arkasında Gömleğimi ilikleyen kopça Gövdemi yazılan esrar Karışır yazının gövdesine Başkaları okudukça Amcamoglu buradayım Otların gürültüsüne, tasların tarihine bak Mezopotamyadayım. |
|
|
|
|
|
#134 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ŞEBEKE
Aynana baktım. Kenarında resminin durduğu Senin yüzünü kendi yüzüme yakıştırdım Kullandım bakışlarını, diş fırçanı, donlarını giydim Okudum bütün mektuplarını kitaplarını, defterlerini anılarını parmak izlerime geçirdim Talan ettim geçmişini, inin yağmalandı bittin Şebeken artık bende Şimdi tenini tenimle değiştirmeye geldi sıra |
|
|
|
|
|
#135 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
TANINMIŞ ZAMAN
zaman seni şimdi tanıdım her şeyi kaybettikten sonra zaman seni kullanamadım kendime tanıyamadım seni zaman suçumu biliyorum senin işini yapmaya kalktım zaman ayrıldım ayrıldım ayrılamadım zaman ne yaptım ben ben ne yaptım |
|
|
|
|
|
#136 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
TELLİ TELLİ
Telli telli şu telli turna Sanmaki yaralı uçmaz bir daha Takılmış kanadı göçmen buluta Anlatır eski beni şimdiki bana Sakın çıkma patika yollara O dağlara kırlara o karlı ovaya Yenik düşüyor herşey zamana Biz büyüdük ve kirlendi dünya Telli telli şu telli turna Sanmaki yaralı uçmaz bir daha Takılmış kanadı göçmen buluta Döner gelir bir gün konar yurduna Telli telli şu telli turna Ne kalmış buralı göklerden başka Ne kalır yarına bizden sonraya Herşey binip gitmiş uçurtmalara |
|
|
|
|
|
#137 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
TENİMİZ TAŞBASKISI
parmak uçlarımızda gezindiğimiz tenimizin kaçıncı yazmasına bir erkekle başladık kıyılar eğirdik gözlerimizden yağmurlu ezik bir boğayla uyandırılmış sabahları gençliğimizin belleğimizde dağılan trenlere dalardık koynumuzda akşam saklamaları ve zaman çizgileriyle yitik kaçıncı volkanıdır bu munis şehvetimizin ki güz yontan bir rüzgardan artakalmış tutanakları |
|
|
|
|
|
#138 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
TERASTAKİ HAVLU
Aynı terasa açılıyordu yan yanaydı kapılarımız kaldığımız pansiyonda.Akşam üzerleri kaşılaşıyorduk, ortak duş, ortak mutfak, çekingen bir selamlaşma.Aynı terasta yan yana kuruyordu çamaşırlarımız, bu ürpertiyordu beni; acemi, tutuk bir kaç sözlük eşliğinde beyaz şarap içerek aynı terasta seyrediyorduk günbatımını, bu da ürpertiyordu beni.Işığın azalan şiddetinde yan yanaydı terasa vuran gölgelerimiz ve karışıyordu birbirine. Elimizde olmadan gülümsemiştik bakışlarımız çarpıştığında, sahildeydik ve aynı kitabı okuyorduk ilk karşılaşmamızda. Sezon açılmamıştı, seyrekti sahiller, daha erken yaz gülümsüyordu. Pansiyon önündeki sandalların kıpırtısı, çiçeklerin çekingen dirimi, günbatımıyla gölgelenmiş alanların rengi kalmış aklımda.İkimizde yalnızdık ve birbirimize ilişmemeye çalışıyorduk adını kimselerin bilmediği o uzak sahil kasabasında. Oysa güneşin batışını izlemek gibi kendiliğinden bir birlikteliğe dönüştü paylaştığımız şeyler. Birbirinden kamaşmaya başlamıştı tenlerimiz dokunmasan da yanındaki gövdeyi duymanın şiddetine dönüşmüştü aramızdaki çekim. Tenin çağrısı hazırdı kendine kurulan bütün tuzaklara. O akşam terastaydık gene.Gün çoktan batmıştı. Çamaşırlar asılıydı uzaktan şarkılar geliyordu ve kekik kokuları.Nedense her zamankinden başka bakıyordun bana. Sonra uzulca dedin ki: 'İlk kez bir erkeğin tenine dokunma isteği duyuyorum içimde.' Benim için yaz başlamıştı. 'Dokun öyleyse,' dedim. Sustun.Uzun uzun baktık birbirimize.Kendine nasıl karşı koyduğun okunuyordu yüzünün derinliklerinde.Sonra hiçbirşey söylemeden usulca kalktın, odana gittin, yavaşça örttün kapını.Saatlerce orada, gecede ve o terasta kaldım. Sabah uyandığımda odanın kapısı açıktı, eşyalarını toplayıp gitmiştin baktım.Yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgârda. Bir daha hiç rastlamadım sana, hirbir yerde hiçbir yazda.Düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş.On üç yıl önce içinde uyanan isteğin anısı saklı duruyor mu sende? Birden adını hatırlamadığımı farkettim bu şiiri yazarken, ama terasta çırpınan havlunun rengi hâlâ gözlerimin önünde. On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendi kendime.Sonra anladım: Bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde. |
|
|
|
|
|
#139 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
TERKEDEN
Kimdi kimdi kalan Giden mi suçludur herzaman? Ne zaman başlar ayrılıklar Dostluklar biter ne zaman Her geçen gün bir parça daha Aldı götürdü bizden Aynı kalmıyordu hiçbir şey Değişiyordu herşey kendiliğinden Artık çözülmüştü ellerimiz Artık bölünmüştü yüreğimiz Birimiz söylemeliydi bunu Ötekini incitmeden Kimdi giden kimdi kalan Aslında giden değil Kalandır terkeden Giden de bu yüzden gitmiştir zaten |
|
|
|
|
|
#140 |
|
Co Admin
![]() ![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 2.294
Ettiği Teşekkür: 6
3 Mesajına Aldığı Teşekkür Sayısı: 3
Tecrübe Puanı: 14 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
TILSIM VE KUM
İçimdeki hayvanın suya indiği saatler tılsım ve kum gümüş kadar çıplak altın kadar bulanık sükut ve konuşmak ve olmamış şeyleri hatırlamak Hatıra diye içimdeki hayvanın suya indiği saatler dışındaki derin uyku dile kaçtım cinnetinden, cehenneminden dile geçtim dile gelmezken uykudayken söylediklerim kum söndü tılsımla dindim |
|
|
|
![]() |
| Tags: mungan, murathan, siirleri |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| mungan, murathan, siirleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|