Geri git   Dreambox > Eğitim Bölümü > Şiir Bölümü



Image and video hosting by TinyPic Dreambox
Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 5. August 2011   #1
tirex33
Gümüş Üye
tirex33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jul 2011
Yaş: 31
Mesajlar: 430
Konular: 21
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : tirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud of
Standart Senai Demirci Şiirleri


Ateş denizi.
Gül bahçesi.
Renk fırtınası
Aşk seması.
Işık ve bakış,
Su üzerinde buluşuyor.
Renk ve ahenk,
Suya koşuyor.
Aşkın yüzü suyu hürmetine
ateş suya konuk oluyor.
Gül suda diriliyor yeniden
Renk kalbin derûnuna damlıyor.
Su coşuyor, aşk oluyor,
ateş oluyor, alev alıyor.
Su yakıyor ve yanıyor.
Rahmet su yüzüne çıkıyor
Celal ve Cemal dalga dalga nöbetleşiyor.
Bir manevi yangın oluyor
Ve bir uhrevi serinlik sunuyor ebru...
Yerçizgisi ile gökçizgisi suya düşen renklerde birleşiyor.
Öylesine belirsiz, öylesine elden gelmez bir form oluyor ebru

Ve ebruzen
Yer ile gök arasında..
Göklerin ötesini yere indirmeye çalışıyor.
Kalbinde beslediği sözsüz şiirleri su üzerine nakşetmeye çalışıyor.
Hep güzel gören gözleri, güzel bakışlarla süslüyor.

Ebru, gören gözün ışığı ebru.
Rengini gönülden alıyor.
Ve gayba aşina gönlün,
gördüğüne razı gelmeyen aklın ayinesi,
Işıltılı, büyülü, ayartıcı.
Aşkı ve tevhidi bir kor tereddüdüyle
Avucunda tutmaya çalışıyor ebruzen.
Gözleri güzelle süslemeye niyetli.
Boyanın su üzerinde kaotik dansından
nice gönüllere güzeller devşiriyor.
Ebruzen aşkını suda arıyor.
Ve buluyor da....

güzellik bakanın gözündedir ezelden.
Bakılanı güzel eyleyen bakıştır.
Aynı zamanda, aşkın en yalın tarifi bu
Mecnun Leyla’nın gözünde güzeldir.
Yusuf Züleyha’nın bakışıyla güzeldir.
Ve kevn Mevla nazar ettiği için güzeldir.
Mecnun’un Leylası neyse, ebruzenin ebrusu o.
Önce ebruzeninin gözünde güzel ebru
Ebruzen güzel baktığı için güzel görüyor,
güzelin yüzünü öylece su üzerine düşürüyor.
Bu defa Leyla Mevla’ya yol oluyor.

Ebrunun verdiği huzur, toprağa yakın oluşundan gelir
Sanatkar, semayı temsil eden herşeyi toprak renklerine yansıtır.
Suya düşürür ve toprağa kazır ve çamura bular.
Modern sanatın aksine, çığırtkan ve saldırgan renklerle değil,
mutevazı toprak renkleriyle açar gönülleri.
Ebru, su üzerindeki toprak renklerinden oluşur.
O yüzden, ebru biraz dünya biraz insan...

Ebru, aslında bir nefis terbiyesi.
Modern yaşamın herşeyi
determinist kalıplara vuran anlayışının aksine,
belirsizliğe razı olmayı belletiyor,
beklemeyi ve tevekkülü öğretiyor.
Ebruzen eserinin son halini başından belirleyemiyor.
Suyun ve boyanın esrarlı dansı,
renklerin ve biçimlerin salınışları arasında
sadece bekliyor.
Tek bir yaprağın kıpırtısına bile bigane kalmayan Külli İradenin
niyetini gerçeğe döndürmesini bekliyor ebruzen.
Ebru biraz da kaderi öğretiyor.
En küçük ve sıradan eylemlerin
Kainatın Sahibince nasıl da ciddiye alındığını farkediyor.
Sonsuz gökyüzü altında ve yeryüzünde
değersiz ve terkedilmiş olmadığını anlıyor insan.
Rengarenk bir ayinede, ebruda, kendini yeniden keşfediyor..
Ebruyu elinizle değil gönlünüzle yaparsınız diyor ebruzen.
Sanatkarın yeni bir şey yapmadığını, zaten var olanı yansıttığını kaydediyor.
Tasavvuf tabiriyle, batını zahire çıkarıyor Ebruzen.
Kainat sayfalarında saklı güzellikleri gün yüzüne çıkarıyor.
Ebru, su üzerine kurulu evreni yine su üzerinde tasvir ediyor.
Ve aslında bu fonksiyonuyla aşkın, yine başladığı yere,
yani bakışa, güzel bakışa dönüşünü temsil ediyor.
Ebru, kainatla birebir örtüşüyor.
Modern fiziğin teorik tasvirlerle yakalamaya çalıştığı gerçeği
çoktan beri biliyor ebruzen: hiçbir olayın tekrarı yoktur.
Hiçbirşey tekrar edilebilir olmadığı gibi,
Göründüğü gibi de değil.
Eşyanın rengi, biçimi ve hacmi,
İnsanın eşyaya eklenmesi ile
gerçeküstüne doğru kanatlanıyor.
Ebru, suretin sirete dönüşünü,
Gözün gördüğünün gönüle düşüşünü temsil ediyor.
Ebruzenin su ile serüveni ebru..
Herserüven gibi nerede başladığı bilinse de,
Nereye vardığı kestirilemiyor.
Ve hangi kalbi fethedeceği bilinmeyen bir akın.
Hangi gönülde durulacağı bilinmez bir coşku..
Ruhunu renge ve ahenge tekne yapıyor ebruzen.
Boyayı kalbinden damlatıyor.
Göze bir sürme gibi çekiyor gönlünün karasını.
Rengi ve ahengi, aşk denizine salıyor
Aşkı suya düşürüyor..
Yakıyor suyu..
Tevhid sırrının yüzüsuyu hürmetine kesret ateşine salıyor,
Ve ahenkle ve renkle serinletiyor insan yüreğini.
Yandıkça su, alev alıyor aşk.
Ve yüreğimiz kanlı bir ebruya dönüşüyor.



Senai Demirci...
tirex33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 6. August 2011   #2
tirex33
Gümüş Üye
tirex33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jul 2011
Yaş: 31
Mesajlar: 430
Konular: 21
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : tirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud of
Standart

Gözlerim Gözlerine Bakmak İçindir



Bir geldin. Hasretini bıraktın zindanıma.
Karanlık karanlığa düştü.

Gece gecenin üstüne indi.

Parmaklıklar dağıldı; yüzün esir aldı beni.
Taşlar toz oldu; özlemin taş kesildi.
Gözlerine zincirlediler gözlerimi.
Gidişin hüzünlü bir sonbahardı, unutmadım.

Yıldırımlar düşürdün bakışından göğsüme…
Saçlarım beyaz alev aldı.
Yandım.
Taş üstünde taş oldum.
Suskunluğum utançtan duvarlar ördü.
Sağnak sağnak yağmur oldum, yağdım küskünlüğümün çölüne.
Çığ olup kendi yalnızlığıma katlandım.
Uzaklığını yorgan yaptım çıplak ruhuma.
Sözün güneşin yüzünü güldürürdü, unutmadım.

Sessizliğin yeniden yeniye yanmış bir kül gibi.
Rüzgâr aldı nefesimi.
Buzdan sütunlara çarpıldı sesim.
İçimin içinde bir gurbet oldun.
Sen gittin gideli, dağlar yollardan saklanır oldu.
Öyle derinleşti ki vadiler; gölgeler içine girmeye nazlandı.
Bütün çöllerin tozlarını yutmuş gibi dudaklarım, ah etmekten bile usandı.

Susuşun ibret dolu bir kitaptı, unutmadım.

İçimde hep su sesi arıyorum.
Denizler kurumuş… Lâl dudaklar susmuş..
Kıyılardan çekilmiş hayat; kemikler un ufak olmuş.
Çöllerinden geçiyorum sensizliğin.
Sessizliğin çığlığını büyütüyorum yüreğimde.

Gelişin bir taze bahardı, unutmadım.
Kalbine girdiğim yollara pusular kurulmuş.

İnsan insana kavuşmuyor artık.
Anka kuşları dirilmiyor yeniden. Küller bile yanmış yakılmış; ateş yeniden kendine gebe kalmıyor artık.
Hıçkırıklar yalanın harmanına karışmış; gelmiyor gelemiyor yittiği yerden.
Bakışın canlara can katardı, unutmadım.

Bütün bağlardan kurtuldum.
Geceleri gecelerin koynuna sürdüm.
Bütün ışıkları gözlerinin karasına çaldım.
Yanağının kıyısına geldim.
Ellerinin ateşinden serinlik umdum.
Gözlerim seni gördüğü için güzel.
Işık senin yüzüne vurduğu için aydınlık.
Yağmur senin göğsüne dokunduğu için serin.
Rüzgâr senin tenine vurduğu için nefeslenir.
Dualar senin dudağına dokundu diye göklerin kapısına dayanır.
Duruşun dağların başını dik tutardı, unutmadım.

Günahlarımı biliyorum, utanıyorum.
İsyanlarım çok oldu; yüzüme bakamıyorum.
O kadar unuttum ki, unuttuğumu hatırlamıyorum.
Bana nasıl bakacağını merak ediyorum.
Ürperiyorum. Ürperiyorum.
Ya tanımazsan beni…
“O beni sevmedi!” dercesine görmezden gelirsen ağlayan gözlerimi?
Hayır, hayır, böyle olmayacak, emin olmak istiyorum.
Senin müşfik bakışında, toprağın yağmura doyması gibi sonsuz bir serinliğe kavuşacağım.
Senin bakışında sonsuz bir hülyânın eteğine varacağım.
Özlemin cennetin kokusu bana, sana susadım.

Ne hüznü eksilir ne sana doyar bu gönül.
Sen gittin, çiçekler ezildi dünyada.
Sen gittin, rüyaları boğuldu bebelerin.
Sen gittin, sesi duyulmaz oldu derelerin.
Sen gittin, yüreklerden kan çekildi.
Sen gittin, can tenden usandı.
Sen gittin, dağ dağa küstü.
Sen gittin, alev üşüdü.
Sen gittin, aşk kalplerden çekildi.
Kıyılara vurdu aşıkların cesedi.
Vuslatın cennet çiçeği bana.
Baharlardan hep seni sordum.

Senin serinlettiğin suları içiyor ceylanlar.
Martılar senin yürüdüğün göklerde geziniyor.
Kelebekler senin yüzünün değdiği bahçelere yayıyor kanatlarını.
Bebelerin senin tebessümünü içiyor ana sütünden evvel.
Şu dar göğsümün kozasından çıkmaya çalışıyorum.
Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı.
Bir kelâm söyle n’olur!
Her hecenin arefesinde seni duymak istiyorum.
Hitabın denizleri taşırıyor kıyılarıma, nereye baksam sana dokunuyorum.

Sev beni cananın olayım.
İçimden aksın bütün ırmaklar.
Senin kıyılarını kucaklayan kocaman bir derya olayım.
Rüzgârlar savursun beni, yağmurların hepsi alnıma düşsün, taşların hepsi göğsüme düşsün.
Senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım.
Çöller savrulsun, dağlar aradan çekilsin, yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüdüğün yollara toz olayım.
Senin hasretinle yanar her yanım, bütün ufuklardan seni umarım.

Çöldeyim, susuzum.
Dudağın bana Leylâ.
Kuyularda Yusuf’um.
Sözlerin bana Züleyhâ.
Ateşlerde İbrahim’im.
Gözlerin bana deryâ.
Sancılar içinde Meryem’im.
Bakışın bana İsâ.
Yaralar içinde Eyyub’um.
Hasretin bana şifâ.
Ölüler içinde bir ölüyüm.
Ellerin bana musallâ.


SENAİ DEMİRCİ
tirex33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 8. August 2011   #3
tirex33
Gümüş Üye
tirex33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jul 2011
Yaş: 31
Mesajlar: 430
Konular: 21
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : tirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud of
Standart



Yakub'ca Allah'ı olan Yakub'ca yaşar.
‎"Ben kederimi ve hüznümü sadece Allah'a söylerim; benim bildiğim Allah sizin bildiğiniz gibi değil." Yusuf Suresi 86'dan hissettiğim sitemi yansıtmaya çalıştım bu mealle; öbür türlü vurgu kaçıyor. "Allah'ı başkalarına şikayet etme; yoksa merhametliyi merhametsizlere şikayet etmiş olursun" diye hatırladığım hak bir sözün Yakub'un [as] kalbinde hep aktığını hissettim. Ne zaman başına iş gelse, başkalarını Allah'a şikayet etmeyi tercih etmiştir. "İyi ama, bana yapılan haksızlık karşısında kimseye içimi dökmeyeyim mi?" diye gıybete hazırlanan bana cevap oldu ayet. "İçini dökeceğin Biri var ama sen O'nu içini dökeceğin, dertleşeceğin Biri olarak tanımıyorsun henüz." Allah'ı, içini döktüğünde seni dinleyeceğini bildiğin Biri olarak bilinceye kadar yürü; O Allah senin bildiğin gibi değil" "Bu hayat sana Yakub'un bildiği Allah ile senin bildiğin Allah arasındaki farkı kapatman için verildi. Hâlâ ne duruyorsun; yürüsene, okusana, düşünsene..."

Senai Demirci
tirex33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 9. August 2011   #4
tirex33
Gümüş Üye
tirex33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jul 2011
Yaş: 31
Mesajlar: 430
Konular: 21
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : tirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud of
Standart

Can Kırığı



Can, paslı bir bıçak yarasıdır varlığın göğsünde. tenin beyaz yüzünde bir kardelen hülyasıdır, en canlı yıldızı, yerin en kanlı çiçeğidir.
yarada kabuk bağlayan her neyse, buzda kristal kristal biçimlenen ne ise, gökten yukarıda, yerden aşağıda ne varsa kaynayan,
hepsi can yüzünden, hep can gözünden, hep can özünden.

Yüreğimizin yayında gerili oktur can, ki buralı değildir, şimdiye razı değildir; bizden önceleri ve bizden sonralarıdır.
Gölgemizin kuytusunda saklı hayaldir can, ki bizden ama bizden kalmayandır.

Alnımızda doğmuş şebnemdir can, ki bizden ama bize ait olmayandır, bizden ötelerde aşkları vardır.
tirex33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13. August 2011   #5
tirex33
Gümüş Üye
tirex33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jul 2011
Yaş: 31
Mesajlar: 430
Konular: 21
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : tirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud of
Standart

Dört Küçük Yürek



Dört minik yüreğin anılarıydı bunlar.Ellerini hiç bırakmayacakmışçasına sımsıkı tutmuş dört minik el...
Gözlerinde kendi gözlerini gören dört küçük göz...
Dünyanın tüm kötülüklerinden soyutlanmış dört küçük dünya...
Kendi imparatorluğunda yaşanmışlığın hikayeleri...
Beraber ağlayan beraber gülen dört sıkı dost..
Songül,Nazlı,Elif ve Fatma..
Aynı apartmanda farklı ailelerin ,farklı kültürlerin yetirştirdiği minik bedenler...
Sahil kasabasından bakardık hayata.Bizim için çok büyüktü koca şehirler.Biz bir fanustaydık ,ordan seyrediyorduk hayatı.Biz birbirimize yetiyorduk,boşvermiştik gerisini...
Sahil bizim için vardı.Biz yeşilliklerinde koşalım,martılarına ekmek atalım diye...
Kar yağardı sahil kasabamıza,beyaz örtü örterdi etrafı;bizim kalbimizin örtüsü hep beyazdı zaten...
Kar toplarını sıkıştırırken atmak için;aslında hayallerimizi,umutlarımızıda onun arasına sıkıştırırmışız ve birbirimize ıska geçermişiz...
Birimizin bisikleti olmuştu sonunda.Binme sırası uzun sürse de ,arkasından koşmak da eğlendiridi bizi.Biz aslında hayallerimizin arkasından koşuyormuşuz...
Düşsekte acımazdı hiç bir yaramız,çünkü birbirimizin yarasını dindirecek dört minik yürektik biz.Kocaman dört yürek...
Yan bahçede tabaklarımız ,kaşıklarımız her daim seriliydi.Biz orda da kendimize küçük bir dünya kurmuştuk.Çamurdan yemekler,sudan içecekler vardı bizim dünyamızda.Evcilikmiydi bunun adı...
Demek ki geleceğe oynuyormuşuz biz...
Gelecekte bizi bekleyenlere...
Akşam ezanından sonra yerin kapıları kilitlenir derdi annelerimiz hadi eve gelin.Ama bizim kapılarımız hep açıktı.Hiç bitmezdi yakan topumuz,hiç yakmazdı bizi...
Biz topu birbirimize her attığımızda düşlerimizi de serpermişiz yol boylarına...
Mahallenin kaldırımlarında otururduk.Bir çarpraz çizgi ve akabinde konulan üç taş ve onun yolunu tıkayan üç taş daha...
Ama biz birbirimizin yolunu tıkamazdık asla...
Apartmanın önündeki dut ağacının altında yeşerdi düşlerimiz.O yapraklarını dökse de kışın,bizim düşlerimiz hep yeşil kalırdı...
Hep büyümenin hayalleri vardı zihnimizde...
Ah bir büyüsek...
Çok farklı olacaktı sanki hayat...
Halbuki bilmeliydik ki ;bedenimiz ,zihnimiz büyüdükçe hayallerimiz küçülüyormuş.Küçük ellerin,küçük zihnin pencereleri daha farklı bakıyormuş hayata...
Şuan dört küçük dostun herbiri ,hayatın farklı yerlere savurduğu dört yetişkin genç artık.Mekanlar farklı olsa da paylaşılan değerler unutulmuyormuş.Keşke bir an ellerim ,ayaklarım küçülüp o günlere geri dönebilsem.Bir an o minik gözlerle bakabilsem hayata...
O uçsuz bucaksız hayalleri tekrar kurabilsem...
O minik ellerimle ,hiç bırakmayakmışçasına bir kere daha tutsam doslarımın ellerinden...
tirex33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. August 2011   #6
tirex33
Gümüş Üye
tirex33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jul 2011
Yaş: 31
Mesajlar: 430
Konular: 21
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : tirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud of
Standart

Yandım Gül Oldum..



Ben kalbimi dünyanın dert duvarları arasında ezdirdim
Çok özledim sonsuz genişliğini secdelerin
Ben ruhumu zehir parmaklıklar ardında tutuklu bıraktım
Öyle çok susadım ki ilk tekbirin;dudağımdan içtiğim serinliğe
Ben bencilliğin dehlizlerinde ümitsizce dolandım…dolandım…dolandım…
Öyle çok hasretim ki bir rüku’nun kavsinde
Belimi kıran ayrılıkları göğe savurmaya
Ben ellerine cilvelik kelepçeleri vurulmuş bir zavallıyım
Çok isterdim bir kıyamın kıyametinde
İçimdeki bütün kuşları dağlara uçurmayı

Ayaklarımı dar zamanların prangalarına kaptırdım ben
Öyle hasretim ki yalnız ve yalnız sana kul olmayı
Cümle dilenciliklerden kurtulmayı
Öyle hasretim ki göğsümde sakladığım kanadı kırık serçeleri
Rahmetinin yuvasına uçurmaya
Öyle çok hasretim ki yalnız ve yalnız sana muhtaç olmaya
İçimde saklı sancılı incileri rahmetinin kıyılarına savurmaya ahdettim
Mülteci ellerimin ayazında ölmüş kelebekleri
Kudsi levhanın dokunuşuna emanet etmeye geldim
Ben gururun mahkumuyum…
Ben gerçeğin kaçkınıyım…
Ben günahın tutsağıyım…
Ben isyan çöllerinin çorağına sürgün bir yetimim
Sevindir beni,sevdir,sevindir,sev,sevdiğini bildir…
Hüzünlerimi bir secdenin billur sularında erit ne olur
Ne olur korkularımı rahmetinin kucağında teskin eyle Sen
Ben sahte uzaklıkların sürgünüyüm…
Ben içine kalbimi sığdıramadığım dar vakitlerin küskünüyüm…
Öyle özledim ki seccademin alnımdan öpüşlerini…öyle özledim…
İşte huzuruna geldim …
Şöyle başımı sokacak bir umudum olsun istedim
İstedim ki yüzünden menekşeler toplayacağım sonsuz ovalarım olsun
İstedim ki koşup koşabildiğim kadar
İçimde sakladığım bütün uçurtmaları rüzgarlara verebileyim
Ben sonsuz derinlikte uykuların yitiğiyim
Ben unutuş uçurumların dibinde unutulmuş bir cesedim
Ben benlik ve bencillik yabancılıklarında
Evine yol bulamayan bir yitirmişim
Çok özledim En Sevgilinin en çok sevdiği yerde durmayı
Öyle hasretim ki öyle muhtaçım ki
En Sevgilinin en çok sevildiği halde olmaya
Geldim…Huzuruna vardım…Geçtim kendimden…Kendime geçtim
Deldim benlik dağını…Yolda kaldı ferhat…Şirinin ben oldum
Yandı her yanım…İbrahimin oldum…Gül oldum…
Çöle verdim leylayı;aklı mecnuna sattım
Mecnun oldum yakınlığına geldim
Tüm uzaklıkları uzaklara savurdum keremini gördüm
Vazgeçtim aslıdan,gölgeden çıktım,aslına geldim…vaslına geldim…
Yandım KUL oldum…Yandım KÜL oldum…Yandım GÜL oldum…
Durdum namaza; Miracına geldim, niyazına durdum
Nazla beni ne olur…
En Sevgilinin durduğu eşikte durdum
Miracına geldim…Miracına geldim
Nazarında tut ne olur
Bakışınla sar beni, el üstünde tut, bırakma ellerimi…Bırakma…

Senai DEMİRCİ

Konu tirex33 tarafından (30. August 2011 Saat 17:19 ) değiştirilmiştir..
tirex33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30. August 2011   #7
tirex33
Gümüş Üye
tirex33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jul 2011
Yaş: 31
Mesajlar: 430
Konular: 21
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 1000
Kıdemi : tirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud oftirex33 has much to be proud of
Standart



Vakit akşam, gün ölmek üzere

Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden
Kızılcakıyameti kopuyor dünyanın
Kara kefenini giyiniyor gün
Günün rengi soluyor
Eşyanın cezvesi yitiveriyor
Hatırla ki, seninde akşamın olacak bir gün
Ömrünün ışıkları solacak
Hayatının perdesi çekilecek
Seninde kıyametin kopacak
Dudaklarında donacak gülüşün güneşi
Zaman uçurumun olacak

Gelen günün güneşi sana doğmayacak
Unutulacaksın ve hatta
Unutulduğun bile unutulacak
İsmin anılmayacak orda burada
Kimse yolunu gözlemeyecek
Üzerinden bütün ışıklar çekilecek ve
Senin de akşamın olacak
Şimdi akşam
Gün akşamdır unutma
Ölmeden önce bil öleceğini ki yaşatıldığını fark edesin
Herkesin senden uzak duracağı ölüm anını hatırla ki
Sende şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın
Seni, sen yokken de bilen Rabbin
Sen öldükten sonrada bilecek elbet
Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak
Ömrünün gecesinde, güneşi sana yalnız O getirecek
Hatırını yalnız O bilecek
Şimdi akşam sende Onu an
Şimdi sende Onun hatırına var secdeye
Şimdi akşam ve şimdi akşam namazı vakti

Senai Demirci
tirex33 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Tags: , ,


Bookmarks

Etiketler
demirci, senai, siirleri

Seçenekler
Stil

Forum Jump

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Adnan Özer şiirleri Bedirhan A-B-C-Ç 16 15. June 2010 02:17
Köroğlu şiirleri gladio17 D-E-F-G 46 15. June 2010 01:36
Karacaoğlan şiirleri gladio17 D-E-F-G 107 14. June 2010 21:43
Dadaloğlu şiirleri gladio17 D-E-F-G 33 13. June 2010 01:11
Cahit Külebi şiirleri gladio17 A-B-C-Ç 53 12. June 2010 05:56


Forum Saati: 11:05.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sürekli güncel Seo makaleleriyle SEO'yu anında öğrenin.